Takip Et!

Tekerlekli Sohbetler

Tekerlekli Sohbetler: Mesut Bıyık

/

Tekerlekli sohbetlerin onuncu konuğu bize yıllarca her türlü ortamdan otomobili anlatan, bizlere otomobili sevdiren kişi: Mesut BIYIK. Hikayesini, otomobillere bakış açısını ve gündem yorumunu keyifle okuyacağınızı düşünüyoruz.

Mesut Bıyık kimdir? Bize hikayenizden bahseder misiniz?

Bir memur çocuğu olarak Anadolu’nun tam göbeği olan Kırşehir’de doğdum. Orta öğrenimimi doğduğum yerde, üniversiteyi Ankara’da okuduktan sonra gazeteciliğe, okumaya yazma hevesli biri olarak basının merkezi İstanbul’a geldim. Önce politika ve gündem muhabiri olarak, sonrasında benim için bir tutku olan otomobil yazarak; bir zamanlar, hem televizyonda hem kendi yayınladığım dergide hem gazetede otomobil ve seyahat yazılarını aynı zamanda yaparak bugünlere kadar geldik. Şimdi de çağın yeni nesil medyası sosyal hesaplarımda yine aynı tutku ve dikkatle otomobil yorumlamaya devam ediyorum.

20 yıldan uzun bir süredir otomotiv gazeteciliği yapıyorsunuz. Otomobil sektörünün gidişatını birkaç cümle ile değerlendirebilir misiniz?

Otomobil için ben dünyayı değiştiren makine diyorum. Çünkü gerçekten 136 yıl önce Karl Benz’in yaptığı ilk otomobil dünyanın baştan sona değişmesinin işaret fişeği olmuş. Ulaşım formu değişince ticaret de ekonomi de hızla değişmiş. Otomobil, bana kalırsa tekerleğin icadından sonraki en büyük teknolojik değişim.

Dünyayı değiştiren makine şimdi kendisi de büyük bir değişimin içine girdi. 136 yıldır benzinle ve sonralarda dizelle ilerleyen otomobiller, artık bu büyük besin kaynağını tamamen terk etmeye hazırlanıyor. Bu çok önemli bir değişim. Otomobilin bulunması ne kadar büyük bir başlangıçsa yeni dönem de o kadar önemli bir devrim. Otomobilin yeni dünyası sadece bir taşıt aracından ibaret olmayacak, birbirleriyle iletişim kurabilen, acil çağrı sistemine kolayca ulaşabilen, uydudan internete tüm yeni teknolojilerle sürekli bağlı kalabilen çok büyük bir ekosisteme dönüşecek. Hatta dönüşmeye başladı bile. Bu yeni dönem pek çok yeni oyuncunun doğmasına, yeni markanın yaratılmasına ev sahipliği yaparken, belki pek çok köklü markaya da mezar olacak.

Üretilmesi planlanan yerli otomobilimiz TOGG hakkındaki görüşleriniz neler?

Yerli otomobil markamız da yukarıda bahsettiğim dünyaya doğacağı için çok şanslı. En yakından takip eden bir otomobil gazetecisi olarak, şu anda çok iyi yönetildiğine ve çok iyi hedefler konduğuna şahidim. Önemli bir başarı yakalayacak. Çok doğru insanlar seçildi ve şu ana kadar hiç hata yapılmadı. Ben sonuna kadar güveniyorum. Türkiye için önemi çok büyük.

İster yüzde yüz yerli parçalardan olsun, isterse tedariğin tamamı başka ülkelerden sağlansın, önemli olan patronun biz olmamız.

Örneğin Ford Otosan, motorundan şanzımanına her şeyini kendisinin geliştirip ürettiği, %90 yerli bir çekici kamyon üretiyor. Uluslararası Yılın Kamyonu ödülünü de aldı. Her şeyini biz yapmamıza, Türk mühendislerinin zekası, birikimi ve emeğiyle ortaya çıkmasına rağmen tam olarak bizim diyemiyoruz, çünkü patron Ford. Bu bakımdan TOGG, ülkemiz için çok önemli ve stratejik.

Otomobil editörü olmak isteyen genç arkadaşlara tavsiyeleriniz nelerdir?

Otomobil yazmak yorumlamak diğer alanlara benzemiyor, aşırı teknik bilgiye sahip olmanız gerektiği gibi, aynı zamanda tasarımdan, kaliteden, hatta matematikten anlamanız gerekiyor. Ben 34 yıldır gazetecilik ve 22 yıldır otomobil yorumculuğu yaptığım halde her gün yeni bir şey öğreniyorum, öğrenmeye de devam edeceğim. Bu işte ben tamamım, oldum yok. Ne kadar usta olursanız olun, çıraklığınız devam etmek zorunda. Otomobilden anlamaları ve sevmeleri gerekiyor tabii ama sadece otomobil sevmek yetmiyor, eğer öğrendiklerini insanlarla paylaşmak ve takdir görmek istiyorlarsa insanları da anlayıp sevmeleri gerekiyor ki, onların ne istediğini bilsinler ve o isteklere cevap sunsunlar.

Kullanmaktan en çok keyif aldığınız otomobil hangisi?

Bir otomobil yorumcusunun yüzlerce yeni modeli ilk test eden kişilerden biri olmak gibi bir şansı var, hatta lüksü var. Ama bunca otomobili test etmenin getirdiği de bir yük var. Her otomobile eşit mesafede durup, artılarını eksilerini görmemiz gerekiyor. Bu yüzden biz otomobil yorumcuları otomobil kavramına aşığızdır ama bir tek modele, tek bir otomobile tutkulu olamıyoruz.

Her türlü otomobilin direksiyonuna artısını ve eksisini görmek için oturduğumuzdan ve “şunun direksiyonuna bir oturabilsem” gibi bir hayal kurmamıza gerek kalmadığından o kalbimizdeki otomobil diye bir şey de olmuyor maalesef. Ama çok severek kullandığım birkaç otomobil sayabilirim. Mesela Mazda RX-8, ondan aldığım sürüş zevkini, çok daha lüks supersportlardan almadım. Yine Mazda MX-5 ile Sibirya’da donmuş göl üzerinde yaptığımız ve üçüncülük kupasıyla döndüğüm yarışı unutamam. Ve İspanya’da Granada yakınlarındaki pistte sürdüğüm Mitsubishi Lancer EVO X, yine Mustang Shelby GT500 ve son kullandığım Porsche Taycan. Bunlar aklımda kalanlar. Benim için güç ve lüksten öte, otomobilin yolda verdiği sürüş zevki çok daha önemli. Mesela Daihatsu’nun küçük roadsteri Copen ve Citroen C2’den de çok zevk almıştım.

Son olarak da sizin gözünüzden dijitaltekerlek.com’u görmek isteriz. Birkaç cümle ile bizi bize anlatabilir misiniz?

Bir kere isminizi çok beğendim. Tekerlek gibi ilkel çağları çağrıştıran bir kelime ile dijitali birleştirip bir isim tamlamak çok başarılı. Sitenizin görsel olarak tasarımı ve dolu dolu oluşu da güzel. Günceli kaçırmıyor ve zamanında paylaşıyorsunuz ama hayatının büyük kısmı artı ve eksileri yorumlamakla geçmiş biri olarak bir eksiğinizi de izin verin söyleyeyim, sosyal medyada daha etkin olmalısınız. İlginiz için teşekkür ediyorum.

Merhabalar sevgili dijitaltekerlek.com okurları, mekanik, motor, elektrik ve fiziğe küçüklüğümden beri hep bir merakım olmuştur. Gerek otomobil, gerek uçak gerekse motorsiklet bütün bu ilgi alanlarımın birleştiği bir dünyaydı. Dijital Tekerlek bütün bu ilgi alanlarımın birleştiği bir platform. Umarım sizlere en hızlı ve güncel haberleri ulaştırabilirim. Takipte kalın :) E-posta: [email protected]

Reklam
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Tekerlekli Sohbetler

Tekerlekli Sohbetler: Berk Erner

Published

on

Berk Erner

Tekerlekli sohbetlerin on dördüncü konuğu KIA Kıdemli Dış Tasarımcısı Berk ERNER. KIA Concept EV 9 modelinin doğuş sürecini ve keyifli hayat hikayesini Dijital Tekerlek okurları için paylaşan Berk Erner’e çok teşekkür ederiz. Keyifli okumalar.

1. Berk ERNER kimdir? Bize hikayenizden bahseder misiniz?

Merhaba! Ben bir araba tasarımcısıyım ve küçüklüğümden beri tam bir araba hastasıyım. Eski hobim, ve artık profesyonel işim olan araba tasarımı beni dünyanın değişik uçlarına götürdü. Küçüklük yıllarımı İstanbul’da  geçirdikten sonra üniversite eğitimim için 2009 yılında Art Center College of Design’a gittim. Burada ulaşım tasarım bölümünden mezun olmamın ardından 2014‘te Japonya’da Nissan ve Infiniti’de tasarımcı olarak iş hayatıma başladım. 2018 yılından itibaren ise Kia’nın Irvine, California’daki tasarım stüdyosunda geleceğin modellerini tasarlayan ekibin bir parçasıyım. Bir tasarım departmanında dış tasarım, iç tasarım, renk ve materyal tasarımı, kilden modelleme, ve dijital modelleme gibi insanların uzmanlaştığı çeşitli branşlar var. Burada bir dış tasarımcı olarak fikir üretip, skeç geliştirerek, ölçekli ve tam boy kilden modeller üzerinde çalışarak hem konsept, hem de geleceğin seri üretim modelleri üzerine çalışıyorum.

İş hayatım dışında da teknik bilginin yaratıcılık ile birleştiği alanlar genelde ilgimi çekiyor. Müziği, synthesizerları, sanatı ve ellerimle bir şeyler üretmeyi çok seviyorum.

Kia EV Concept 2021

2. KIA Concept EV 9 modelini tasarlayan ekibin içerisinde yer alıyorsunuz. (Açıkçası biz çok gururluyuz.) Geleceğe hitap eden, tamamen yenilikçi bir otomobili tasarlamak ve bunu sergilemek size nasıl hissettiriyor?

Öncelikle çok teşekkür ederim! Ben ve benimle birlikte çalışan iş arkadaşlarımın yoğun çalışmalarının, Kore ile Amerika stüdyomuz arasındaki müthiş iş birliğinin bir meyvesi Concept EV9. Ben ise aracın dış tasarımını yaparak projeye katkıda bulundum. Bu, uzun zamandır üzerine çalıştığım bir hedefti ve seneler sonra gerçekleştiği için yoğun duygular yaşadım. Fuardan önceki akşam, yatağa girdim ve zihnimde bir yolculuğa çıktım. 8 yaşında kurduğum hayallerden başlayan, sonra gençliğimi ve uykusuz üniversite yıllarımı da kapsayan neredeyse 25 senelik uzun bir yolculuk oldu. Bunca zaman, çaba ve feragatten sonra çocukluk hayallerimi gerçekleştirmek, hayatımda yaşadığım en derin mutluluk diyebilirim. Arabanın ilk bir çizim olarak başladığı andan, modellenmesine, renklerinin seçilip, üretilmesine, ve son olarak boyanmasına kadar hayalleriniz her adımda birazcık daha gerçekleşiyor. Sürekli artan heyecan ve azalan zaman ile birlikte arabanın görücüye çıkacağı LA Auto Show bu yoğun maratonun doruk noktası oldu. O sabah fuara girerken müthiş bir duygu kargaşası yaşadım. Mutluluk, biraz olsun rahatlama, endişe, her şeyden bir tutam vardı. Doğal olarak insanların vereceği tepkileri merak ediyordum. Bir tasarımcı olarak yeteneklerimizi başka insanların ihtiyaçları ve beğenisi için kullanıyoruz ve kamuoyunun tepkisi de bizim işimizin en önemli parçalarından biri. O gün araba sahneye çıktığında, orada olmak, insanların gözünde bizimle paylaştıkları heyecanı görmek paha biçilemez bir tecrübeydi.

3. KIA’nın geleceğini tasarlayan biri olarak, markanın elektrikli geleceğe bakış açısını değerlendirebilir misiniz?

Gezegenimiz, bizim doğaya daha duyarlı olmamız gerektiğinin mesajlarını veriyor. Bunun bir sonucu olarak otomotiv sektörünün şu anda elimizdeki en iyi çözüm olan elektrikli araçlara doğru bir evrim gösterdiği su götürmez bir gerçek. Kia, bu değişimin lideri olmak istiyor. Kia, uzun zamandır hibrid ve elektrikli modeller sunuyor ancak 2022 yılının başlamasıyla birlikte ilk tamamen elektrikli platforma sahip EV6 modeli satışa sunuldu. EV6, 4636 km’lik Amerika kıtasını boydan boya 7 saat 10 dakikalık şarj süresi ile geçerek bir Guinness Dünya rekoru kırdı ve bütün dikkatleri üzerine çekti. Concept EV9 ise bu süreç içerisinde tanıtılan ikinci tamamen elektrikli araç ve 7 kişilik bir SUV. Üretiminde okyanustan geri dönüştürülen plastiklerin kullanıldığı, güneş enerji panelleriyle kendini şarj edebilen, 7 kişilik bir SUV’nin maruz kalacağı aerodinamik handikapları akılcı şekilde çözümleyen yenilikçi bir konsept. Ancak bunlar sadece bir başlangıcın habercisi. 2026 yılına kadar Kia birbirinden yenilikçi tam 11 elektrikli model tanıtmayı planlıyor. Bu da bizim elektrikli araçlara olan kararlılığımızın göstergesi ve bu rönesansın bir parçası olmak ise çok heyecan verici.

4. “Türkiye’de birçok genç kariyerine ve hayatına sınavlardan aldığı puanlara göre yön veriyor. Mezun olduğu bölümle ilgili iş yapan kişi sayısı çok ama çok az…

Anladığımız kadarıyla siz daha lise yıllarında kendinizi keşfetme yolunda sağlam adımlar atıp ona göre bir bölüm tercih etmişsiniz. Ve şimdi global bir markada enfes işlere imza atıyorsunuz. Kendinizi keşfetme ve tanıma yolculuğunuzdan biraz bahseder misiniz?”

Aslında şansa hayatta yapmak istediğim branş ile çok erken karşılaşmam ve doğru yönlendirilme sayesinde erken yaşta ne yapmak istediğime karar verebildim.

Kendimi bildiğimden beri her zaman bir araba tutkunuydum. Aslında bu tutku daha çok babamdan bana geçti. Çok küçükken, daha anılarımın yeni başladığı dönemlerde odamda bir poster vardı. Hangi araba markasının hangi ülkeden olduğunu gösteren bir dünya haritasıydı. Babam bana gelip bu harita üzerinden “Bu marka hangi ülkeden? Markanın adı ne? Hangi modelleri var?” gibi sorularla bilgimi test ederdi. Bunun dışında arada bana “Bizim sokakta hangi renk araba en popüler? Kaç araba otomatik, kaçı manuel ?” tarzında küçük ödevler verirdi. Ben de seve seve bunlara çalışırdım. Okumaya öğrenmemle birlikte araba dergileri hayatıma girdi. Hoş aslında öncesinde de araba katalogları ve dergilerindeki resimlere bakıp hayallere dalardım, ama okumayı sökmemle birlikte araba dergilerini hatmetmeye başladım.

Araba tasarımcısı olma maceram aslında hiç farkında bile olmadan bizim evin parkelerinde başladı. Ben bizim ailenin tek çocuğuyum, ve  ilkokuldan döndüğüm zaman tek başıma çok sıkıldığım zamanlarda benim için boş bir sayfa kağıt sonu olmayan bir eğlenceye açılan bir kapı gibiydi. Yere oturup saatlerce tek başıma resim yapmaya bayılırdım, hatta bu günün en çok iple çektiğim anı olabilirdi. Her şeyi çizerdim ama en çok da araba çizmeyi severdim.

İlk design brifingimi yine bu yaşlarda babaannemden almıştım. Bizim aileden bacağı kırılan bir akrabamız için uçan ayakkabı tasarlamamı istemişti. Onu her ziyaret ettiğimizde çizimleri yanımda götürür, değişik çalışma prensiplerini uzun uzun anlatırdım. Bu yaklaşımımı zamanla çizdiğim arabalara da taşıdım.

8-10 yaşlarında olduğum bir gün yine yerde oturmuş araba çiziyorum, babamın odaya girip “Sen hep araba çiziyorsun. Neden araba tasarımcısı olmuyorsun?” demesi ile beynimden vurulmuşa döndüm . Eğer böyle bir meslek var ise mutlaka bunu yapmalıydım! İşte o günden beri ne zaman sorulsa “Araba tasarımcısı olacağım” dedim. Gel zaman git zaman araba tasarımına olan ilgim hiç azalmadı, ondan daha fazla ilgimi çeken bir dal da karşıma çıkmadı. Dediğiniz gibi lise yıllarına geldiğimde zaten kafamda ne yapmak istediğim çok belliydi ve kendimi hazırlamak için de epey uzun bir sürem olmuştu. Bu süreçte yeteneğimi fark eden annem, kendimi daha da geliştirmem ve üniversiteye hazırlanmam için beni en iyi şekilde yönlendirdi. Sanatçı bir aileden geldiğim için de ailem her zaman tasarımcı olmam konusunda bana destek oldu.

Berk Erner çizimi

5. Tansu, Nissan, KIA… Çok güçlü bir kariyeriniz var. Otomotiv sektörüne gönlünü veren ve sizin yolunuzdan ilerlemek isteyen gençlere ve genç profesyonellere tavsiyeleriniz neler?

Otomotiv camiası diğer endüstrilere kıyasla işlerine müthiş bir tutkuyla bağlı, dünyanın en parlak zihinlere sahip ve çok rekabetçi bir endüstri. Bu yüzden kendinize yer bulabilmek için ilginiz olan konuda dünya çapında iyi işler üretmeniz gerek. Bunun için de çok çalışmak lazım. Maalesef kısa yol yok. Her şey göründüğü kadar zor, ve bir işte iyi olmak gerçekten düşündüğünüz kadar uzun sürüyor. Acele etmeden, gerçekçi hedefler koyun. Hedefleriniz gerçekleşti mi? Çok güzel! Bir sonraki hedef için vitesi arttırma vakti. Eğer gerçekleşmediyse pes etmeden tekrar tekrar denemek gerek.

Yaptığınız işle gurur duyun ancak bu kör kütük bir özgüvene neden olmasın. Kendi işinizin en büyük kritiği yine kendiniz olun. Neleri doğru, neleri yanlış yapmışım ? Bu yaptığımı nasıl daha da iyileştiririm? Bunun gibi sorulara cevaplar bularak kendinizi sürekli geliştirmelisiniz. Her yaptığınız işi şu ana kadar yaptığım en iyi olacak hedefiyle yola çıkın. Ancak burada önemli olan kendi kritiğinizin dozunu doğru ayarlamak. Fazlaya kaçan özeleştiri güveninizi bozup sizi yaptığınızı bırakmaya bile götürebileceği gibi, dozunda bir özeleştiri sizi sürekli daha iyi olmaya iten kuvvet olacaktır. Bu ince çizgiyi deneme yanılma yöntemi ile zamanla bulacaksınız.

Hayattaki başarınızı kendinize belirlediğiniz standartlar, çalışma prensipleriniz, bilgiye olan açlığınız, ve kendinizin gelişmesi için koyduğunuz çaba belirleyecek. İş hayatında yalnızsınız ve yolunuzu sizden başka kimse çizemez. Yeni şeyler öğrenmek, büyümek, değişen dünyaya ayak uydurmak tabi ki kolay olmayacak ama zor olan yolun ödülü her zaman daha büyük olur. Sizi başarıya götürecek tek şey bu zorluklara kafa tutacak içinizdeki kuvvet. O yüzden kendinizin en iyi hali olmak için çabalayın.

Belki de en basit tavsiyem: vakit geçirilmesi hoş, güler yüzlü bir insan olun. Neredeyse ailemizle geçirdiğimiz kadar vakti iş arkadaşlarımızla geçiriyoruz, ve diğer insanların birlikte çalışmayı sevdiği biri olmak herkesin kazancına olur. Bir araba tek bir insan tarafından yapılmak için çok komplike bir ürün . Bu yüzden aynı marka içerisinde çalışan iş arkadaşlarınızın aynı amaç uğuruna çalıştığını unutmayın. Otomotiv sektöründe ne yaparsanız yapın önce bir takım oyuncusu olmanız gerekecek.

6. Son olarak da sizin gözünüzden dijitaltekerlek.com’u görmek isteriz. Birkaç cümle ile bizi bize anlatabilir misiniz?

Dijital tekerlek ile yeni tanıştım sayılır, ancak yaptığınız işin kalitesi, objektifliği, çabukluğu  ve çeşitliliği  ile her sabah otomotiv dünyasının haberlerini aldığım tura dijitaltekerlek.com da eklemiş oldum. Hem global hem de Türkiye’deki sektörün haberlerini sizin gibi güvenilir bir kaynaktan Türkçe alabilmek beni mutlu ediyor. Medyanın internete kayması ile birlikte bu işi ciddiyetle yapan bir ekibin kendine yer bulması çok önemli. Zamanının çoğunu internette geçiren gençlere arabalar sevdirme konusunda önemli bir rol üstleniyorsunuz. O yüzden başarılarınızın devamını dilerim. Beni Tekerlekli Sohbet’lere davet ettiğiniz için de çok teşekkür ederim. Her gün girip baktığım bir sitede kendimi görmek hem gurur verici hem de enteresan bir tecrübe olacak.

Okumaya Devam Et

Tekerlekli Sohbetler

Tekerlekli Sohbetler: Eren Alkış

Published

on

Tekerlekli sohbetlerin on üçüncü konuğu Rentiva Genel Müdürü Eren ALKIŞ. Bireysel ve günlük araç kiralama konusunda ülkemizdeki durumu ve Rentiva’nın gelecek planlarını keyifle okuyacağınızı düşünüyoruz.

1) Eren ALKIŞ kimdir, hikayenizden bahseder misiniz?

Öğrenmeyi ve gelişmeyi seven, sporun her dalına ilgili, teknoloji ve otomobil tutkunu bir insanım. 2015 yılından beri kişiden kişiye araç kiralama üzerine çalışıyorum. Maşinga ile başladığım bu keyifli yolculuk Rentiva ile devam ediyor.

2) Okuyucularımız için Rentiva’yı anlatabilir misiniz?

Rentiva bir kişiden kişiye araç kiralama platformu. Araç kiralamanın Airbnb’si olarak tanımlayabiliriz. Araç sahipleri Rentiva web sitesi ve mobil uygulamaları üzerinden otomobillerini kullanmadıkları dönemlerde kiraya vererek gelir elde edebiliyorlar. Kiracılarımız ise kendi mahallesinden, uygun fiyatlı araç kiralama fırsatı buluyorlar. Bunları yaparken de kabis bildirimlerinden, günlük araç kiralama kaskosuna kadar tüm prosedürleri hallediyoruz. Özellikle Allianz sigorta ile çıkarttığımız poliçe alanında tek. Allianz ve Rentiva’nın vizyonunun bir parçası olarak görebiliriz bu poliçeyi.

3) Uzun süredir araç kiralama sektöründe görev alıyorsunuz. Sektörü kısaca değerlendirebilir misiniz?

Türkiye’de günlük araç kiralama pazarında büyük fırsatlar var. Kişi başına düşen kiralık araç sayısı dünya ortalamasının oldukça altında fakat pandemi ile birlikte hepimizin bildiği üzere tüm dünyada yaşanan bir çip krizi var. Bu durum doğal olarak araç kiralama ekosistemini de etkiliyor. Klasik oyuncular filolarını yenilemekte ve araç bulmakta sorun yaşıyorlar. Rentiva’nın farkı tam da burada ortaya çıkıyor. Türkiye’de insanların araçlarını gün içinde ortalama kullanma süreleri 48 dakika. Bu milyonlarca aracın ömrünün büyük bir bölümünü atıl olarak park halinde geçirmesi demek. Rentiva bu sorunu çözüyor.

4) Rentiva’da kullanıcılar başka kullanıcıların araçlarını kiralıyor. Rentiva’nın araçları da yollara çıkacak mı?

Bizim amacımız bireysel araç sahiplerinin boştaki araçlarını ve buradaki büyük potansiyeli değerlendirmek. Dolayısı ile Rentiva’nın araç sahibi olması kendi kullanıcılarına rakip olması anlamı taşıyor. Bunu istemiyoruz ama ben bireysel olarak kendi arabamı kullanmadığım dönemlerde kiraya veriyorumJ

5) Kısa süre önce Rentiva ve MG işbirliği başladı. Süreç nasıl devam ediyor? Elektrikli otomobile kullanıcılarınızın bakış açısı nasıl?

MG Türkiye ile birlikte çok güzel bir iş birliği yaptık ve çok olumlu tepkiler aldık. MG ZS EV ile onu deneyimlemek isteyenleri buluşturduk. MG Türkiye ile iş birliklerimizi çeşitlendirmek ve bu deneyimi tüm kullanıcılarımıza yaşatmak istiyoruz.

6) Rentiva’nın elektrikli otomobiller ve elektrikli gelecek ile ilgli planları neler?

Geleceğin elektrikli otomobillerde olduğunu düşünüyoruz. Baktığınız zaman bu alanda dünya büyük bir dönüşüm içinde. Türkiye’de bu dönüşüm biraz yavaş gerçekleşse de bir noktadan sonra ivmeleneceğini ve çok hızlı bir şekilde tamamlanacağını düşüyorum. Şu an Rentiva üzerinden MG ZS EV, Zoey, Twizy gibi %100 elektrikli modelleri kullanıcılarımız ile buluşturuyoruz ve bu çeşitliliği arttırmayı hedefliyoruz.


7) Ülkemizde üretilmesi planlanan yerli otomobilimiz TOGG hakkındaki görüşleriniz neler?

Büyük bir heyecan ve gururla takip ediyorum. Türkiye’de elektrikli araç dönüşümünü de hızlandıracağını düşünüyorum.  Bir an önce Rentiva’ya dahil etmek ve kullanıcılarımız ile birlikte deneyimlemek için de sabırsızlanıyorumJ

8) Son olarak da sizin gözünüzden dijitaltekerlek.com’u görmek isteriz. Birkaç cümle ile bizi bize anlatabilir misiniz?

Otomobil dünyasındaki gelişmeleri takip ettiğim ve bundan büyük bir keyif aldığım platform dijitaltekerlek.com. 2022 yılının da sizler ve sektörümüz için güzel geçmesini dilerim. Bu güzel röportaj için de teşekkür ederim.

Okumaya Devam Et

Tekerlekli Sohbetler

Tekerlekli Sohbetler: Mert Alpkoçak

Published

on

Tekerlekli sohbetlerin on üçüncü konuğu Suzuki Türkiye Marka Müdürü Mert ALPKOÇAK. Suzuki Türkiye’nin çalışmalarını, Mert Alpkoçak’ın güçlü kariyerindeki tecrübelerini ve tavsiyelerini okuyabileceğiniz röportajımız yayında!

Mert Alpkoçak kimdir? Bize hikayenizden bahsedebilir misiniz?

Doğa ile buluşmayı seven, iyi tasarım düşkünü, üç gün üst üste spor yazmaz ise mutsuz olan ve otomobil başta olmak üzere motorlu taşıtlarla iyi ilişki kurabilen bir insan olarak tanımlayabilirim.

Profesyonel hayatımda otomotiv sektöründeki hikayem basın kanalından başladı. Liseden mezun olduğumda, ileride otomobillerle ilgili bir işte çalışmak istediğimi biliyordum. Üniversite mezuniyeti öncesinde “Sektör profesyonelleri ile nasıl tanışırım?” sorusunun cevabı olarak akselerasyon.com doğdu. O zamanlar blog’lar popülerdi ve otomobil blogları markaların davetlisi olarak yeni model lansmanlarına katılıyordu.

Blogun misyonu dünyanın en çok okunan blogu olmaktan ziyade bana en çok network’ü sağlayacak blog olmaktı. Blog sayesinde üniversite yıllarım boyunca ulusal ve uluslararası çok sayıda basın lansmanına katıldım. Blogun yanında, bir sene Autocar dergisinde test editörlüğü görevini de üstlendim. Müşterileri arasında otomobil markaları olan kreatif, dijital ve kurumsal iletişim ajanslarında çok sayıda staj yaptım. Mezun olmadan önce, hemen hemen her markadan en az bir sektör profesyoneli ile tanışmıştım.

Üniversiteden mezun olur olmaz Toyota’da pazarlama ürün ekibinde işe başladım. Daha sonra Nissan’da dijital pazarlama ve müşteri deneyimi sürecini yönettim. Bu pozisyonda, Türkiye ile birlikte 9 farklı ülkenin operasyonu ile ilgilenmek bana büyük deneyim kattı. Nissan’ın ardından, çok kısa süreli Skoda tecrübem oldu. Bir yıla yaklaşan süredir, Suzuki’de otomobil marka müdürü olarak çalışıyorum. Ürün fiyatlandırma, ürün konumlandırma, pazarlama iletişim ve kurumsal iletişim çalışmalarından sorumluyum.

akselerasyon.com’u yeniden canlandırmak istiyor musunuz?

Kısa vadede akselerasyon.com’u yeniden canlandırmaya yönelik somut bir hedefim yok, ancak gelecek ne getirir bilinmez. Her ihtimale karşı akselerasyon.com’u, domain adresini ve içeriklerini erişilebilir tutuyorum. Zaman zaman blog içerisinde gezinip geçmiş anıları hatırlamak, eski içerikleri yeniden okumak da sanırım hoşuma gidiyor.

Son zamanlarda sıfır otomobil satışları ciddi oranda azaldı. Suzuki Türkiye özelinde 2021 yılı son çeyreği ne durumda?

Çip krizi dolayısıyla otomotiv endüstrisi bugünlerde en iyi formunda değil. Suzuki’de yaşamadık, ancak birçok markanın 2021’in henüz yaz aylarında bile Türkiye’de bulunurluk sıkıntısı yaşadığını gözlemledik.

2021 yılının ilk üç çeyreğinde Suzuki’nin Türkiye’deki satış ve pazarlama performansı beklentilerin üzerindeydi. Bu dönemde, Suzuki Türkiye son 10 yıllık tarihinin satış ve pazar payı rekorlarımızı tazeledik. Yılın son çeyreğini ise, bir önceki yılın aynı dönemindeki pazar payımızı koruyarak tamamlamayı planlıyoruz.

Yeni S-Cross’un 2022 yılında ülkemizde satışa sunulması planlanıyor. 2022 yılında Suzuki Türkiye’de başka hangi modelleri göreceğiz?

Kasım ayının sonunda yeni S-Cross’un dünya prömiyerini gerçekleştirdik. Bugün ise 2022’nin ikinci çeyreğinde yeni S-Cross’u Türkiye’de satışa sunmak için çalışıyoruz. Suzuki cephesinde yeni S-Cross, 2022’deki yegane yeniliğimiz olacak.

Otomobilde elektrikli gelecek artık çok yakın. Ülkemizde de yatırımlar başlamış durumda. Suzuki’nin elektrikli geleceğe bakış açısı nasıl?

Suzuki’nin Türkiye’deki elektrifikasyon yolculuğu geçen sene Swift’in mild hybrid versiyonunu satışa sunması ile başladı. 2021’de ise Jimny dışındaki tüm modellerimizi mild hybrid güç üniteleri ile satışa sunabildik. Bugün satışlarımızın %90’undan fazlasını hibrit güç üniteli modeller oluşturuyor. Hatta, bu oran Suzuki’yi Türkiye’deki otomobil markaları arasında en yüksek hibrit oranına sahip marka yapıyor.

Suzuki’nin ana misyonu, temelde sahip olmanız gereken ürün özelliklerini (yüksek yol tutuş, üstün güvenlik…) ve günümüzün gereksinimi teknolojik donanımı, ulaşılabilir bir fiyat seviyesinde tüketiciyle buluşturabilmek.

Söz konusu elektrikli otomobil teknolojisi olduğunda, bugün en ulaşılabilir seçenek mild hybrid teknolojisi. Bu arada Suzuki’nin tam elektrikli otomobil üretimi için somut planları da mevcut, ancak tam elektrikli Suzuki modellerinin hayatımıza dahil olması için biraz daha zamana ihtiyacımız var.

Ülkemizde üretilmesi planlanan yerli otomobilimiz TOGG hakkındaki görüşleriniz neler?

TOGG’un doğuşu hem bir sektör profesyoneli hem bir vatandaş olarak beni oldukça
heyecanlandırıyor.

Sektör profesyoneli olarak heyecanlanıyorum, çünkü Türkiye pazarının elektrikli otomobillere olan ilgisini global pazarlara yaklaştıracak. Bu da globaldeki elektrikli otomobillerin Türkiye’ye geliş tarihlerinde ve pazar çeşitliliğinde pozitif bir gelişme sağlayacak.

Vatandaş olarak heyecanlanıyorum, çünkü benim de şahsen kullanmaktan mutlu olduğum elektrikli otomobillerin daha hızlı yayılmasına vesile olurken Türkiye’nin gururlanacağı yeni bir markası olacak.

Suzuki, Skoda, Nissan, Toyota… harika bir kariyeriniz var. Tekerlekli dünyaya gönül vermiş ve bu alanda söz sahibi olmak isteyen genç arkadaşlarımıza neler tavsiye edersiniz?

Teşekkürler, henüz ben de yolun başındayım.

Kendimi şanslı olduğumu düşündüğüm bir konu var. Profesyonel kariyer yolculuğumda ne istediğimden tam olarak emindim.

Ne istediğini bilmek önemlidir. Ne istediğini bilen, dolayısıyla hedef tayin edebilen, hedefine öyle ya da böyle mutlaka ulaşır.

Hedefe giden yolda en büyük desteği ise network sağlar. Network’ünüz ölçüsünde büyük işler, büyük hedefler başarabilirsiniz.

Her zaman ne istediğinizi bilemeyebilirsiniz. “Staj”lar bunun için var. Emin olana kadar, olabildiğince çok sayıda staj yapmalarını tavsiye edebilirim. Pazarlama konularına ilginiz var, ama belki satış’ı daha çok sevebilirsiniz. Denemeden bilemezsiniz.

Network içinse dijitalin gücüne güvenmelerini tavsiye edebilirim. Dijital dünyada bugün herkes erişilebilir durumda.

Son olarak eski bir basın mensubu olarak sizin gözünüzden dijitaltekerlek.com’u görmek isteriz. Birkaç cümle ile bizi bize anlatabilir misiniz?

İyi içerik her zaman değerlidir. İyi içeriği üretebilmek ise özel bir meziyettir. Dijitaltekerlek’in hem içeriğe önem verdiğini hem de bunu layıkıyla yaptığını düşünüyorum. Motivasyonunuzu kaybetmeden daha iyi işler yapacağınıza eminim! Takipteyim.

Okumaya Devam Et
Reklam
Reklam
Reklam

Çok Okunanlar