Takip Et!

Marka Hikayeleri

KIA Marka Hikayesi

/

Bir bisikletiniz ya da motosikletiniz varsa daha iyisini mi alırsınız yoksa bir araba mı? Gelin bunun cevabını yıllar önce vermiş bir markayı sizinle inceleyelim.

Kıa,1944 yılında Güney Kore’nin başkenti Seul’da kuruldu. Başlangıçta ismi Kyungsung Precision Industry olan Kıa, ilk olarak bisiklet ve motosiklet üretmekle başlamış. Samchully ismiyle ilk bisikletlerini 1952 yılında piyasaya süren firma, bu bisikletle çok tutulmuştur. Yine bu yıl firma ismini Kyungsung Precision Industry’ den KIA Industries ‘e değiştirmiştir.

1961 yılına gelindiğinde KIA ilk C-100 modelini üretmiştir. 3 tekerlekli araç üretimini hızlandıran KIA,1962 yılında K-360 modelini tanıtmıştır. O dönemlerde beklenenden fazla ilgi gören 3 tekerlekli modeller Kıa’nın daha fazla üretmesini sağlamıştır.1967 yılında T-2000 ve ardından T-600 modelini piyasaya sürmüştür.

KIA için talep artıyor!

KIA, üretmeye devam ediyordu ve talepte oldukça artış göstermişti. Yıl 1973’e geldiğinde Güney Kore’nin Gyeonggi bölgesinde üretim fabrikası olan Sohari kuruldu. Ve yine 1973’te ‘halkın arabası’ olarak bilinen Brisa isimli pikap kamyonet üretildi ve satılmaya başladı. Aynı zamanda Brisa, Kore’nin ilk yolcu arabası unvanını almış oldu. Halkın arabası olan Brisa’nın çok tutulmasıyla KIA Brisa’yı 1974 yılında binek araç olarak da piyasaya sürdü.

Binek araçlara geçiş

1986 yılında Brisa’dan farklı olarak KIA Pride’ın üretimine başladı. Pride’ın üretiminde tam 1 yıl sonra Amerika’da satılan Pride, Kore’ 1 milyon üretim sayısına ulaşan ilk otomobil olmuştur. Pride’ dan 1 sene sonra ise yine bir sedan model olan Concord Sedan üretilmiştir.

kia-pride
Kia Pride

İlklerin markası

Tarih 1992 yılını gösterirken KIA, bir ilki gerçekleştirdi ve her şeyiyle başka firmalarda tam bağımsız binek otomobili olan Sephia’yı piyasaya sürdü.

1993 yılında ise KIA kendi adına bir ilk yaparak Sportage ile dönemim en önemli Paris-Dakar rallisini tamamlamıştır.

1996 yılında yine bir ilki gerçekleştirmiş ve ilk spor modeli olan Elan’ı tanıtmıştır.

1998 yılında ise KIA, Hyundai ile birleşmiş ve dünyanın 5. en büyük araba üreticisi olmuştur. 2000 yılında zamanına göre çok değerli olan Optima’yı tanıtan KIA’ nın toplam ihracatı 5 milyonu çoktan aşmıştı.

2009 yılında KIA, Soul modelini piyasaya sürdü ve Red Dot tasarım ödülüne layık görüldü.

2013 yılında ihracatını iyice arttıran KIA, yıllık 50 milyon ihracata ulaşmıştır. Rio, Ceed, Stinger, Niro, Sportage, , Bongo, Picanto, Stonic ve Sorento  gibi modelleri de olan KIA, üretime dünyanın büyük ve sayılı otomobil üreticileri arasında devam etmektedir.

2022 Kia K8 modeli yeni Kia logosuyla karşımızda

Reklam
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Dört Tekerlek

Porsche Marka Hikayesi

Alman spor otomobil üreticisi Porsche ne zaman, kim tarafından kuruldu?

Published

on

Spor otomobil denilince akıllara gelen otomobil üreticilerinden olan Alman otomobil üreticisi Porsche tarafının geçmişine gelin birlikte haberimizde göz atalım.

Porsche, 1947 yılında Ferry Porsche tarafından kurulmuştur. Bununla birlikte marka kuruluşundan itibaren kendisini spor otomobil markası olarak tanımlamıştır. Sürekli olarak modellerini geliştiren marka, 1970’li yıllarda spor otomobil üreticileri arasında zirveye yerleşmiştir. Bu yıllar içerisinde piyasaya sürülen 911 modeli ile marka adına ilk büyük başarı elde edilmiştir.

1947 ile 1970 arasına baktığımızda; marka, 1950 ve 1960 arasında spor otomobile ek olarak traktör üretiminde ve uçak motoru üretiminde de boy göstermiştir.

Ferry Porsche’nin otomobil ile hikayesi elbette ilk olarak 1947 yılında başlamadı. 1934 yılında Ferry Porsche ve babası Ferdinand Porsche ilk Volkswagen otomobilini tasarlamışlardı. Bu tasarımın ardından İkinci Dünya Savaşı sırasında Nazi ordusu için yapılan tank tasarımları ile özellikle baba Ferdinand akıllara yer edindi. Savaşın sona ermesi ile birlikte Stadt’taki Volkswagen fabrikası İngilizlerin kontrolüne geçti. Bununla birlikte Ferdinand, Volkswagen yönetim kurulu başkanlığını kaybetti. Ardından aynı yıl içerisinde savaş suçlarından tutuklandı. Oğul Ferry satın almak istediği otomobili bir türlü bulamadığı için kendi arabasını yapmaya karar verdi. 1947 yılına kadar Ferry tarafından yönetilen zorlu sürecin ardından, Ferdinand Porsche özgürlüğüne kavuştu.

Aslında 1947 olarak görülen ilk kuruluş tarihinin yanı sıra Porsche tarafının temeli 1931 yılında Ferdinand tarafından kurulan “Dr. Ing. hc F. Porsche GmbH” isimli şirkete dayanıyor. Bu şirket ile marka motorlu araç geliştirme çalışmalarında ve danışmanlık hizmetleri noktasında çalışmalar gerçekleştirdi. Ancak bu marka kendi çatısı altında herhangi bir otomobil üretmedi. Yeni şirketin aldığı ilk görevlerden birisi de; özellikle Alman hükümeti tarafından istenen, insanlar için bir otomobil tasarlamaktı. Bu tasarım ile belki de günümüzdeki en büyük otomobil üreticilerinden olan Volkswagen tarafının “halk arabası” anlamına gelen Volk swagen ismi ile temelleri atıldı ve ilk tasarlanan model Volkswagen Beetle oldu.

İlk üretilen Porsche modeli nedir?

1947 yılında kendi ismi altında otomobil üreten markanın ilk modellerinden olan 356’nın üretimi Avusturya’nın Gmünd kentindeki küçük bir kereste fabrikasında gerçekleşti. Bununla birlikte 356 modeli birçok kişi tarafından üretilen ilk Porsche olarak tanımlandı. 356 modelinin süreç içerisinde üretilen çeşitli varyantları ile yenilik arayan marka günümüze kadar uzanan 911 modelini piyasaya sürdü. Ferry’nin en büyük oğlu Ferdinand Alexander Porsche tarafından yönetilen tasarım süreci içerisinde markanın o güne kadar gövde tasarım departmanı sorumlusu Erwin Komenda ile anlaşmazlıklar oluştu. Bu anlaşmazlık sonucunda Ferry oğlunun çizimlerini şasi üreticisi Reuter’e götürdü. Ardından Reuter tarafının atölyesi satın alındı. Ardından Reuter, bugün Keiper-Recaro olarak bilinen bir koltuk üreticisi haline geldi. Tasarım ofisi tarafından her projeye sıralı numaralar verilerek, belki de markanın gelecekteki ürün gamının yapıtaşları oluşturuldu.

Yıllar boyunca otomobil üretimine devam eden markanın yolu Volkswagen Grubu ile resmi olarak 1969 yılında kesişti. Öncesinde de her zaman yakın ilişkilere sahip olan iki markanın işbirliği ile 914 modelinde Volkswagen motoru kullanıldı. Ardından 1976 yılında genişleyen işbirlikleri ile bir çok Audi parçası Porsche markalı otomobillerde kullanılmaya başlandı. Ayrıca 1990 yılında Japon yalın üretim yöntemlerini öğrenmek adına Toyota tarafıyla da bir mutabakat zaptı hazırladı. Toyota tarafından liderliği üstlenilen hibrit teknolojisi tarafında da 2004 yılında bir yardımlaşma gerçekleşti.

Son olarak günümüzde de spor otomobil denilince akıllara ilk gelen üreticilerden olan marka, her gün yeni modeller geliştirmeye, halihazırda satışta olan modelleri iyileştirmeye devam ediyor. Dünya çapında sahip olduğu kitle itibariyle de otomotiv dünyasının yapıtaşlarını oluşturan üreticilerden olmaya devam ederek, otomobil üretmeye devam ediyor.

“BMW 740d xDrive için Manhart dokunuşu”

Okumaya Devam Et

Dört Tekerlek

BMW Marka Hikayesi

Uçak motorundan, motosiklete, motosikletten, otomobile uzanan bir hikaye bizlerle.

Published

on

BMW, 7 Mart 1916 tarihinde uçak motoru üreten Karl Rapp ve Gustav Otto’nun fabrikalarını birleştirmesiyle serüvenine başladı. Bununla birlikte bir çoğumuzun yalnızca üç harf olarak bildiği markanın isminin açılımı “Bayerische Motoren Werke” şeklinde.

Marka, Birinci Dünya Savaşı sırasında uçak motoru üreticisi olarak kuruldu. Bununla birlikte markanın kurulduğu tarih serüvenin başladığı 7 Mart 1916 olarak kabul ediliyor. Bavyera’ya özgü olan beyaz ve mavi renklere sahip olan klasik klasik logo 1917 yılında tescillendi. Yüksek irtifalı uçaklarla 1919 yılında kırılan dünya rekoru ile Bayerische Motoren Werke için ışıltılı günler başladı. Ayrıca markanın ilk faaliyetlerine işaret eden pervane simgesi, 1920’lerde ortaya çıktı.

1923 yılına gelindiğinde Alman üretici, uçak motorundan farklı olarak R32 motosikletini Berlin Otomobil Fuarı’ndaki tanıtımı ile tüm dikkatleri üzerine çekmeyi başarmıştı. Bununla birlikte zarafetin ve sportifliğin bir simgesi olarak tanımlanan motosiklet, marka için oldukça önemli bir dönüm noktası.

İlk otomobil 1929 yılında BMW 3/15 PS DA2 olarak kamuoyuna duyuruldu. Bununla birlikte bu otomobil, şirketin otomobil sektöründeki başlangıcı niteliğini taşımaktadır. 1933 yılında ise en güncel modellerde dahi gördüğümüz meşhur böbrek ızgara tasarımı 303 modelinin tasarımında kullanıldı. 303 modeli marka için yüksek performans, konfor ve güvenliği bir araya getiren bir geleneğin öncüsü olarak nitelendirilmiştir. 303’ün ardından 1936 yılında tanıtılan 328 ile marka, Avrupa çapındaki yarış pistlerinde bir çok zafere ulaştı.

Süre gelen yıllar ile birlikte konfor tarafında 501, zerafet noktasında 507, unutulmayan otomobil noktasında Isetta, yeni bir sınıfın öncüsü olan 1500 ve sportif duruşlarıyla 02 Serisi ve 2800 CS modelleri ile marka ürün gamını çeşitlendirdi.

İlk elektrikli BMW

1972 yılına geldiğimizde Münih Olimpiyat Oyunları kapsamında elektrikli bir otomobilin prototipi olan “alternatif sürüş konsepti araştırmasının” bir prototip model tanıtıldı. Bununla birlikte bu model 43 beygir güce ve sıfır emisyona sahipti. 1972 yılı marka için yalnızca ilk elektrikli otomobil prototipi ile önem kazanmaksızın efsanevi 6 Serisinin başlangıcı ve ilk M otomobili olan üst düzey spor otomobil M1 modeli resmi olarak tanıtıldı. Marka 1970’li yıllarda günümüzde de ürün gamında bulunan 3 Serisi ve 7 Serisinin yolculuğu başladı.

1983 yılında Formula 1 Dünya Şampiyonasında Brabham BMW BT52 ile boy gösteren Brezilyalı sürücü Nelson Piquet; BMW tarafına Formula 1 Dünya Şampiyonluğunu da beraberinde getirdi. Bununla birlikte 1980’li yıllarda marka, BMW 635 CSi Coupé ile Spa 24 Saat Yarışlarının yanı sıra, üç kez Avrupa Binek Otomobiller Şampiyonasında (1981, 1983 ve 1986) ve 1984’te Alman Binek Otomobiller Şampiyonasında zafere ulaştı. Ayrıca 1980’li yıllarda 8 Serisi ve Z1 modeli de markanın ürün gamında dahil edildi.

Bavyera eyaletindeki BMW Müzesini hızlı bir şekilde gezmek için Instagram gönderimize buradan ulaşabilirsiniz.

1990’lı yıllara geldiğimizde; elektromobiliteye yönelik geliştirilen E1 ve efsanevi Z3 marka tarafından tanıtıldı. Bununla birlikte 1999 yılında BMW fabrika ekibi ile gelen Le Mans 24 Saat birinciliği marka için oldukça önemli bir kilometre taşıydı.

2000’li yıllarda artan elektromobilite adımları ile marka ürün gamını güncellemeye ve geleceğe yönelik otomobiller ve motosikletler geliştirmeye devam ediyor.

Son olarak BMW tarafının Rolls-Royce, Mini, Husqvarna gibi markalarında sahibi olduğunu belirtmek gerekiyor.

“Porsche Marka Hikayesi”

Okumaya Devam Et

Dört Tekerlek

Nissan Marka Hikayesi

Japon otomobil üreticisi Nissan ne zaman, kim tarafından kuruldu?

Published

on

Çok uluslu Japonya merkezli otomotiv şirketi Nissan tarafının geçmişi ve kuruluş hikayesi bizlerle. Detaylara gelin birlikte haberimizde göz atalım.

Kaishinsha Motorcar Works şirketi üç ortak; Kenjiro Den, Rokuro Aoyama ve Meitaro Takeuchi tarafından 1910 yılında kuruldu. Kurulan şirketin DAT isimli ilk otomobili ise 1914 yılında üretildi. Bununla birlikte DAT ismi üç ortağın soy isimlerinin baş harflerinin birleşmesiyle ortaya çıkmıştır.

1925 yılına geldiğimizde şirketin ismi DAT Motorcar Co. olarak güncellenir. Bu güncellemenin hemen ardından 1926 yılında ise Jitsuyo Jidosha Company ile birleşime gidilerek; Osaka merkezli DAT Manufacturing Co. Ltd. şirketi kurulur. 1930 yılında Birleşik Krallık menşeili Austin ile yapılan işbirliği ile otomobil ve motor dizaynlarının geliştirilmesi noktasında birlikte çalışmalar gerçekleştirilir.

1931 yılında DAT’ın oğlu anlamına gelen ilk DATSON modeli üretilir. İsim global olarak oldukça güzel görünse de, SON kelimesi Japonca’da kayıp anlamına geldiği için SUN takısı ile değiştirilir. Bununla birlikte 1933 yılında Yokohama’ya taşınan şirket, aynı süreç içerisinde Jidosha-Seizo co. adını alır.

Nissan doğuyor

1934 yılında Jidosha-Seizo co. ve Nihon Sangyo Co.ltd. birleşimi ile Ni-san ismine karar verilir. Bununla birlikte 1 Haziran 1934 tarihinde şirketin ismi Nissan Motor Co. Ltd. olarak güncellenir. Nis san lügat içerisinde Dürüst samuray anlamına gelirken; sözcüğün alt metni “görevi, verilen emaneti ve görevi canının son noktasına kadar korumak ve güvenliği sağlamadan can vermemek.” şeklindedir. Bu nedenle Nissan tarafından üretilen modeller daha uzun ömürlü motora ve şasi yapısına sahiptir.

Prince Motor Company ile 1966 yılında yapılan birleşim ile Skyline ve Gloria isimleri Nissan markası altına alınır. Bununla birlikte Nissan 1989 yılında Amerikan pazarı için Infiniti adı altında yeni bir lüks marka tanıtımını gerçekleştirir. Amerikan pazarında 1992 yılında 2 milyonuncu otomobilin satan Nissan, Ford tarafı ile birlikte çalışarak ilk MPV sınıfındaki modeli olan Nissan Quest’i üretir.

Elbette yıllar boyunca yaşanan ortaklıklar ve işbirlikleri ile yollar Avrupa’ya da dönecektir. 1990’lı yıllarda yaşanan düştüğü finansal krizden kurtulmak adına marka; 26 Mart 1999 yılında Fransız otomobil üreticisi Renault ile bir güç birliği anlaşması imzalanır. Bu anlaşma ile Nissan Japon, Renault ise Fransız marka olarak kalmıştır, ancak Renault-Nissan adında fabrikalar kurulup ortak gelişim sağlanmıştır.. Bu sayede Renault-Nissan adlı şirketler topluluğu satışlarını iki marka adına yapılmıştır. Bu işbirliğinin en büyük meyvesi olarak görülen DCI motorlar Renault-Nissan’ın ortak ürünü olmuştur. Bununla birlikte her iki markada da DCI motorlar farklı modellerde kullanılmıştır. 1999 yılında başlayan bu işbirliği günümüzde Renault-Nissan-Mitsubishi olarak devam etmektedir.

1999 yılında yapılan işbirliği ile birlikte uzun dönemde büyümeyi, operasyon maliyetlerini ve şirket borcunu azaltarak sağlamayı planlayan marka; 1999-2002 yılları arasında 3 yıllık bir plan geliştirmiştir.

Giderleri ve borcun azaltılmasına yönelik oluşturulan planın ardından 2002-2005 yılları arasında sürekli ve karlı büyümeyi hedefleyen “180 Planı” duyurulmuştur. Bu planın açılımı; %40 satış hacmini büyütme amaçlı 1 milyon ek satış, %8 operasyonel karlılık ve sıfır otomotiv borcu olarak tanımlanmıştır.

Amblemin anlamı

Nissan tarafının amblemi geçtiğimiz aylarda güncellenmişti. Ancak bu güncelleme ile eski amblemlerin anlamına sadık kalındığını belirtmek gerekiyor. Japon otomobil üreticisinin amblemi dürüstlüğü ve samimiyeti sembolize ediyor. Daire içine yazılan “Nissan”, güneşin doğuşu ile Japon bayrağındaki beyaz zemin içindeki kırmızı noktadan esinleniyor.

“Porsche Marka Hikayesi”

Okumaya Devam Et
Reklam
Reklam
Reklam

Haftanın Çok Okunanları