Takip Et!

İki Tekerlek

Tekerlekli Sohbetler: Burak IŞIK

/

Tekerlekli sohbetlerin on beşinci konuğu Byqee CEO’su ve Lead Engineer’ı Burak IŞIK. Özellikle mikro-mobilite konusundaki görüşleri ve genç mühendis/mühendis adaylarına tavsiyelerini Dijital Tekerlek okurları için paylaşan Burak IŞIK’a çok teşekkür ederiz. Keyifli okumalar.

Burak IŞIK kimdir? Bize hikayenizden bahseder misiniz?

O zaman en baştan alarak başlayayım; liseyi Ankara’ da bitirdikten sonra lisans eğitimimi Kocaeli Üniversitesi Elektrik Mühendisliği’nde tamamladım. Üniversite yıllarımda öğrenci projesi olarak 8 metrelik bir elektrikli yarış teknesi inşa eden bir ekibe liderlik etme şansını yakaladım. Proje sürecinde denizcilik sektörüyle kurduğum ilişkiler bana meslek hayatıma da bu sektörde başlamama vesile oldu. Şansımın yine yaver gitmesiyle sektöre başladığım sırada Deniz Kuvvetleri elektrik tahrikli gemilerinin inşasını özel sektöre emanet etti ve elektrik donanımını çalıştığım şirketin üstlendi. Ben de öğrencilik hayatımda edindiğim teknik bilgilerin yardımıyla bu projelerde ana tahrik pervane motorlarının kontrol ünitelerini (sürücü) inşa etme çalışmalarında görevler aldım. Bu projeler sayesinde Türk denizcilik sektörünün elektrikli gemi yapabilme yetisi arttı ve yurtdışından tamamen elektrik enerjisiyle çalışan gemi projeleri gelmeye başladı. Bu periyotta kariyerimde ürün yöneticiliğine kadar yükselmemle birlikte özellikle elektrikli araçlarda batarya ve tahrik sistemleri (drive-train) alanında know-how edinmiş oldum. Yaklaşık 5 yıllık beyaz yaka kariyerimde çok güzel projelerde deneyim kazandıktan sonra artık bu deneyimleri girişimcilik ekosisteminde değere dönüştürme zamanının geldiğini düşünerek çalışma hayatından ayrıldım. Mühendis tabanlı olduğum için işin ticari disiplinini kaldırmakta ilk yıllar bayağı bir zorlandığımı söyleyebilirim. İlk yıllar sonrasında finansal olarak da ayakta kalmamı sağlayan projelerde bulunduktan sonra her zaman hayatımda olmasını istediğim bisikletli ulaşımı kolaylaştıracak bir ürün fikri geldi aklıma. Sonra ismi Byqee oldu bu ürünün ve bambaşka bir macera başlamış oldu.

Okuyucularımız için Byqee’yi anlatabilir misiniz?

Byqee temel olarak; katlanır bisikletten dağ bisikletine kadar her türden bisikleti, en kolay şekilde elektrikli bisiklete dönüştürebilen bir ürün. En kolay dönüşümü sağlamakla birlikte size dünyanın en hafif taşınabilir elektrikli bataryasını da sunuyor. Bataryanızı kolaylıkla çantanızda power-bank gibi taşıyarak istediğiniz herhangi bir yerde bilgisayarınızı şarj eder gibi 3 saat içerisinde tamamen şarj edebiliyorsunuz. Bu ufak batarya, yarattığımız hafif drive-train düzeni sayesinde size ekonomik kullanımda 30 km’ye kadar menzil sağlıyor.

Uzun süredir e-mobilite sektöründe değer üretiyorsunuz. Sektörü kısaca değerlendirebilir misiniz? Gelecekte bizi neler bekliyor?

Aslında çok uzun süre geçmedi, Byqee hala bebek adımlarını atan bir girişim. Ayakta durmayı öğrenmiş olsa da henüz daha çok yolun başında. Bizim şansımız şu oldu; kendi sosyal sorunlarımız için geliştirdiğimiz ürünle fark ettik ki yüzlerce insan aynı probleme sahip. Ürün de güzel olunca “product-market fit” denilen husus gerçekleşmiş oldu ve kısa sürede hızlı bir büyüme kat ettik. Bu kısa sürede artan hayretimizle birlikte tecrübe de biriktirdik tabii ki. Bence önümüzdeki yıllarda e-mobilite sektöründe en hızlı gelişmeyi mikro-mobilite dikeyinde izleyeceğiz. Otomobil, otobüs, tekne, uçak vb. mobilite araçlarındaki atılımlar nispeten daha büyük yatırımlar gerektirirken mikro-mobilitenin getirdiği çözümlerin daha düşük yatırımlarla PoC’ ye çıkması daha hızlı gerçekleşiyor. Çözülmeyi bekleyen sosyal problemler de hazırda olduğu için yeni gelen girişimlerin hızlıca pazarda yer alabildiğini görüyoruz. Bisiklet dikeyinde ise önümüzdeki yıllarda drive-train algoritmalarında hızlı iyileşmeler göreceğiz, Byqee de bu yolculuğun bir parçası olacak

Birçok yorumdan ve sizinle daha önce yapılan röportajlarda Byqee’nin kaliteye derinlemesine önem verdiğini gözlemleyebiliyoruz. Kullanıcı, yatırımcı ve marka üçgeninde bu kalite anlayışının avantajları ve dezavantajları hakkında ne söylemek istersiniz?

Öncelikle “kalite” denen kavram benim gözümde teknik verilerden oluşmuyor. Şöyle örnek vereyim; Byqee bataryası 5.2Ah değerinde ise 10Ah’ lik bir batarya benim gözümde daha iyi bir batarya demek değildir. Özellikle sosyoekonomik olarak nispeten dezavantajlı şartlarda bir toplum olduğumuz için herhangi bir ürün satın alırken bir çoğumuz derinlemesine teknik araştırmalar yapıyoruz. Bu da bize şöyle sonuçlar çıkarıyor; 100 para biriminde Apple’ın son versiyon telefonuna karşılık olarak ondan daha yüksek RAM’e, daha yüksek kameraya, daha yüksek bataryaya sahip alternatif ürünleri 50 para birimine buluyoruz ve bu bize çok cazip bir satın alma olarak gözüküyor. Oysa günün sonunda kullanıcılarını en çok mutlu eden marka Apple oluyor. Bunun ana sebebi, kullanıcı ihtiyaçlarına yönelik mükemmel bir donanım uyumu sunması ve satış sonrasında da hizmet kalitesini üst düzeyde tutması. İşte biz de Byqee olarak bu idea etrafında parçalarımızı birleştirmeye çalışıyoruz. Bugün 150km menzilli batarya paketleri yapmamızın önünde bir engel yok ancak kaçımız şehir hayatında günde 150km (yaklaşık 8 saat) bisiklet kullanabileceğini düşünebiliyor? İşte bana göre problemi doğru saptayıp, doğru donanım uyumunu gerçekleştirip en sonunda servisi doğru sunduğunuzda başarılı bir marka oluyorsunuz.

Byqee’nin hem Türkiye hem de yurtdışı pazarında ortaya koyduğu küçük, orta ve büyük ölçekteki hedefleri nedir?

Benim inandığım bir düşünce var; özellikle donanım girişimleri ilk olarak lokal pazarında kullanıcılarını memnun etmeyi hedeflemeli. Ben çoğunlukla günlük ulaşımımı bisikletle sağlayan bir insan olarak en iyi geliştireceğim çözümler kendi topraklarımda yaşanan problemlere yönelik olur. Bu yüzden yurtdışından gelecek olası bir rakibe karşı bir adım önde oluyorum. Yurtdışına açıldığınızda da o topraklardaki insanlar için de aynı senaryo geçerli olur. Ancak yaşadığınız şehirden yarattığınız varsayımlarla uzak coğrafyalara çözüm taşıyabilirsiniz. Bizim için bu yüzden ilk yıllarımızda Türkiye kullanıcıları öncelikli oldu. Bu yazımızı yayınladığımız tarih itibariyle Türkiye’de 650’ den fazla insan ulaşımını Byqee’yle sağlıyor durumda. Bu insanları mutlu gördüğümüz için artık yurtdışına da hazır hissediyoruz kendimizi. Sayıları az da olsa kıta avrupasında kullanıcılarımız bulunuyor. Bu ay hızlı teslimat modelimizi de AB ve İngiltere bölgeleri için yeni devreye aldık. Bundan sonraki süreçte pazarlama faaliyetlerimiz de giderek daha agresifleşecek. Önümüzdeki iki sene içerisinde 5.000’ in üzerinde kullanıcıya ulaşacağımızı öngörüyoruz ve şehir ulaşımında yaratacağımız bu etki bizi çok heyecanlandırıyor.

Bizleri takip eden birçok genç arkadaşımız var ve neredeyse hepsi tekerlekli araçların hayranı. Her yıl kendi içinde büyüme rekorları kıran bir şirketin kurucusu ve Lead Engineer’ı olarak onlara hangi tavsiyelerde bulunmak istersiniz?

Dediğim gibi hikayemiz güzel de gitse ben de hala öğrenme sürecindeyim ama elimde biriktirdiğim tecrübelerle bir şeyler aktarmaya çalıştım önceki soruların cevaplarında. Yalnız bu soru vasıtasıyla eklemek istediğim bir tavsiye var; Ülkemizde gerçekten sadece bölüme girebildiği için okuyan mühendislik öğrencilerini havuzdan elediğimizde bile çok büyük bir ürün geliştirmeye istekli genç mühendis kitlesi var. Bu bizim için büyük avantaj ancak verimli mentorluklar ile bu arkadaşlara aktarılamadığı zaman çok sayıda bireysel hikayeyi kaybedebiliyoruz. Benim verebileceğim en büyük tavsiye şu olur; bir ürün geliştirdiğinizi düşündüğünüzde lütfen çevresel olumlu veya olumsuz etkiler sizleri illüzyona sürüklemesin. Ortaya çıkan ürünü doğrulayacak olan, ne siz, ne anneniz, ne arkadaşlarınız, ne kazandığınız ödüller, ne aldığınız hibeler, ne yatırımcı, ne şu bu değildir; net şekilde “müşteri”dir! Eğer ürün müşteride doğrulanamıyorsa yanlış üründür, “asla pes etme” mottolarına aldanıp vazgeçmekten korkmayın. Bu kumarbaz psikolojisinden başka bir şey değildir. Halbuki başarısız olmuşsanız bile elde ettiğiniz tecrübeler çok değerli. Bu tecrübeleri başarılı olacak sıradaki ürün için kullanmaya çekinmeyin. İşlemeyen süreçleri zamanında durdurabilmek size ilerlemek için büyük kazançlar sağlayacaktır.

Ülkemizde üretilmesi planlanan yerli otomobilimiz TOGG hakkındaki görüşleriniz neler?

TOGG sürecinin benim gözümde iki ayrı serüveni var. Birincisi ticari serüveni; tabii ki her ticari girişim öngörülen fırsatlara yönelik alınan risklerden oluşuyor. Ben bu öngörülen fırsatların ticari karşılık bulmasını bir Türk mühendis olarak gönülden isterim. Bunu hep beraber izleyip göreceğiz. İkincisi ve benim gözümde daha önemli olan serüven ise yarattığı “etki”. İlk soruda da bahsettim. Benim Byqee’yi hayata geçirebilmemdeki en önemli kaynak mühendislik kariyerimde içinde bulunduğum projelerde edindiğim tecrübeler oldu. Bugün TOGG’ da çalışan onlarca genç mühendisimiz var. Onların yaratacağı dalga etkisine aynı şekilde ilerleyen yıllarda hepimizin şahit olacağına inanıyorum. Aynı zamanda projeyi izleyip ilham alan mühendislik öğrencilerini de unutmamak gerekiyor. Bu yüzden ben TOGG projesinin ticari serüveninin çok ötesinde değere sahip olduğuna inanıyorum.

Son olarak da sizin gözünüzden dijitaltekerlek.com’u görmek isteriz. Birkaç cümle ile bizi bize anlatabilir misiniz?

Çok değerli işler çıkarıyorsunuz. Genel bilgi kaynağı portallarda yer alan içerikler faydalı olsa da sektör özelinde ilgisi olan kişilerin detaylara ulaşabilmesi açısından sizin gibi platformların çok değerli olduğuna inanıyorum.

Merhabalar sevgili dijitaltekerlek.com okurları, mekanik, motor, elektrik ve fiziğe küçüklüğümden beri hep bir merakım olmuştur. Gerek otomobil, gerek uçak gerekse motorsiklet bütün bu ilgi alanlarımın birleştiği bir dünyaydı. Dijital Tekerlek bütün bu ilgi alanlarımın birleştiği bir platform. Umarım sizlere en hızlı ve güncel haberleri ulaştırabilirim. Takipte kalın :) E-posta: [email protected]

Reklam
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Elektrikli Araçlar

Honda yeni modellerini EICMA 2022’de sergiledi!

Honda EICMA 2022’de yeni modellerini tanıttı.

Published

on

Dünyanın en büyük motosiklet fuarı olan EICMA 2022’de Honda, yeni modelleriyle yerini aldı. Detaylara gelin birlikte haberimizde göz atalım.

Dünyanın önde gelen motosiklet üreticisi Honda, sektörün en önemli organizasyonlarından biri olan EICMA’da yeni motosiklet modellerini ve geniş ürün gamını sergiledi. Honda, EICMA’da Honda mühendisliği ile geliştirilen ve teknolojileriyle öne çıkan Transalp, CL500 modelleri ile EM1 e: adını verdiği elektrikli motosikleti de ilk kez ziyaretçilerin beğenisine sundu.

Honda’nın 2023 yılında Türkiye’de satışa sunulacak olan CB750 Hornet modeli fuarda dikkat çekerken; konfor sunan scooter ADV350 modeli de Honda standının yıldızları arasında yer aldı. Ayrıca Honda’nın Avrupa pazarındaki ilk elektrikli motosikleti olan EM1 e: modeli hakkında ilk kez EICMA’da bilgi verilirken; modelin 2023 yılında Avrupa’da satışa sunulacağı da duyuruldu.

Honda XL750 Transalp

Honda’nın Adventure Touring ürün gamında yer alan, hem şehir içi günlük kullanıma uygun hem de keşif gezileri için performans sunan bir yol arkadaşı olarak konumlandırılan XL750 Transalp modeli de ilk kez EICMA’da sergilendi. Honda’nın köklü motosiklet modellerinden biri olan Transalp’in mirasını devam ettiren XL750’nin sekiz supaplı paralel iki silindirli motoru 67,5 kW güce ve 75 Nm tork üretiyor. Elektronik Gaz Kelebeği (TBW), 4 sürüş modu ve 2 kişiselleştirilebilir modunun yanı sıra yeni XL750 Transalp’in 5 seviyeli Honda Seçilebilir Tork Kontrolü (HSTC), Ön Tekerlek Kalkış Kontrolü dışında Motor Freni özellikleri de bulunuyor. Honda’nın beklenen Transalp modelinde; Honda Akıllı Telefon Sesli Kontrol Sistemi, LED aydınlatma, otomatik sinyal kapatma, Acil Durum Fren Sinyali (ESS) teknolojisi ve 5 inç renkli TFT gösterge ekranı ile zengin donanımlar sunuluyor.

CL500 ilk kez EICMA’da

Honda’nın 1962 model CL72’den ilham alan zengin bir retro tasarım ile yeni CL500 motosikleti ilk kez EICMA Fuarı’nda sergilendi. CB500 serisinin çift silindirli motoruna sahip yeni model, hem hafif off-road koşulları hem şehir içi seyahat için keyifli bir kullanım sunuyor. Yuvarlak yakıt deposu, çift çıkışlı egzoz susturucu gibi tasarım detayları ile dikkat çeken CL500 modelin aynı zamanda LED aydınlatmaları, LCD negatif gösterge ekranı ve dört farklı renk seçeneği bulunuyor. Yeni CL500’de Acil Durum Fren Sinyali (ESS) yer alırken; yeni tasarımı ile zemine kolay erişim ve konforlu bir diz mesafesi de sunuluyor.

Street-Fighter tasarımı ile yeni Hornet

Honda’nın efsane modelleri arasında yer alan ve üretimine verilen aranın ardından yeni tasarımıyla ürün gamına yeniden katılan CB750 Hornet fuarda sergilendi. 1998 yılında Avrupa yollarına ilk kez çıktığında motor performansı ve gelişmiş Street-Fighter tasarımı ile iz bırakan Hornet modeli, sınıfının en iyi güç-ağırlık oranı sayesinde tüm sürüş koşulunda üstün bir sürüş keyfi sunuyor. 755 cc motoru ile güçlü bir performans sunan tasarımdaki keskin hatlar dikkat çekerken; Honda Akıllı Telefon Sesli Kontrol Sistemi sayesinde gelişmiş bağlanabilirlik özellikleri sunuluyor.

Honda CB750 Hornet’in Parlak İnci Beyazı, Grafit Siyah ve Sarı olmak üzere üç rengi bulunuyor. Siyah ve beyaz renklere özel Metalik Kırmızı Alev iskelet ve Eloksal Kırmızı çatal renk kombinasyonları sunuluyor. Yeni CB750 Hornet modelinin, 2023 yılında Türkiye’de satışa sunulması planlanıyor.

Honda’nın ilk elektrikli motosikleti EM1 e:

Honda’nın Avrupa pazarındaki ilk elektrikli motosikleti olan EM1 e: modelinin 2023 yılının yaz aylarında satışa sunulması planlanıyor. 2025 yılına kadar dünya çapında piyasaya sürülmesi planlanan 10 elektrikli motosiklet modeli arasından tanıtımı yapılan ilk model EM1 e: oldu. Honda’nın tüm motosiklet ürünleri için 2040’lı yıllara kadar hedeflediği karbon nötr konusunda EM1 e: önemli bir kilometre taşı olarak duyuruldu. Elektrikli Mobilite’nin (Electric Mobility) kısaltması olan EM, Honda’nın elektrikli motosiklet modelleri için kullandığı seri ismi olarak kullanımı kolay ve eğlenceli kent içi ulaşım aracına ihtiyacı olan dinamik bir kitleyi hedefliyor. Şehir için kullanım kolaylığı sağlayan kompakt model, düz zemini ve Honda’nın imzasını taşıyan serisinde sakin çizgileri ve dingin tasarımı ile öne çıkıyor.

Şehir içerisinde kısa mesafedeki gezilerinin veya iş/üniversite rotalarının verimli, sessiz ve emisyonsuz olmasını sağlayan EM1 e: modeli ile Honda, yoğun trafiğin yaşandığı şehirler için mobilite ihtiyacını karşılamayı amaçlıyor. Dayanıklılık, güvenilirlik ve kalite odaklı üretilen Honda Mobil Güç Paketi e: tarafından desteklenen EM1 e: modeli, şarjı dolu bataryası ile 40 km’nin üzerinde menzil imkanı sunacak. Honda mühendisleri tarafından geliştirilen Mobil Güç Paketi (MPP), performansta azalma olmaksızın 4 bin kez şarj edilecek şekilde tasarlandı. Honda’nın yeni elektrikli motosikleti EM1 e: modelinde de ev rahatlığında şarj edilebilmesi için kolayca çıkarılabilen değiştirilebilir bir batarya olarak MPP kullanıldı.

Scooter segmentinin konforlu modeli ADV350

2021 yılında Avrupa’nın en çok satan Honda motosikleti olma başarısına sahip olan X-ADV, scooter segmentinde de yerini aldı. Honda’nın İtalya’daki Atessa Fabrikası’nda üretilen ADV350, premium scooter özelliklerini zorlu asfalt sürüş özellikleri ve güçlü Adventure tasarımıyla birleştiriyor. Etkileyici görünümü, pratik kullanım özellikleri ve zengin donanım ile bir araya gelen ADV350’de anahtarsız çalıştırma özelliği, iki tam boy kask için sele altı saklama alanı ve ayrıca torpido gözünde bir USB şarj girişi ile günlük hayatı kolaylaştırıyor.

Modelin ön cam granajın yüksekliği ayarlanabilirken; LCD gösterge paneli Honda Akıllı Telefon Sesli Kontrol Sistemi’yle de entegre çalışıyor. Ayrıca Honda Seçilebilir Tork Kontrolü (HSTC) standart olarak yer alan ADV350’nin 330 cc hacimli, Smart Power+ (eSP+) SOHC dört supap motoru, 21,5 kW maksimum güç ve 31,5 Nm tork sunuyor. Şasi, motosiklet tarzı USD çatallar, boru şeklindeki çelik iskelet, rezervuarlı arka amortisörler ve yerden yüksek yapı gibi özelliklerin standart olarak sunulması dikkat çekiyor. ADV350; Metalik Gümüş, Metalik Mat Karbon Gri ve Metalik Mat Kırmızı renkleriyle satışa sunuluyor.

Honda yeni tasarımları ve güçlenen ürün gamı ile 2023 yılında öne çıkacak

Honda, 2023 yılında yepyeni tasarımları ve farklı segmentlerde zenginleşen ürün gamıyla motosiklet kullanıcılarının ihtiyaçlarına yönelik satışa sunacağı modellerini EICMA ziyaretçileri ile buluşturdu. Fuar katılımcılarının yoğun ilgi gösterdiği Honda stant alanında Honda’nın yeni modelleri ile birlikte güncel modellerinin yenilenmiş renkleri de ziyaretçilerin büyük beğenisini topladı.

“Suzuki MotoGP’ye Veda Ediyor!”

Okumaya Devam Et

Haberler

Suzuki MotoGP’ye Veda Ediyor!

Suzuki, İspanya GP’sini kazanarak MotoGP’ye veda etti!

Published

on

Suzuki, sezonun son yarışı olan Valencia GP’de, Suzuki ECSTAR Takımı’ndan Alex Rins’in birinci olmasıyla MotoGP serisine görkemli bir veda gerçekleştirdi. Detaylara gelin birlikte göz atalım.

Dünya çapında, motosiklet dendiğinde akla gelen sayılı markalar arasında yer alan Japon motosiklet üreticisi Suzuki, yeni yatırımlara kaynak ayırmak ve sürdürülebilir faaliyetlerini büyütmek için motosiklet dünyasının önemli yarışlarından bir tanesi olan MotoGP’den 2022 sezonu itibarıyla ayrılacağını geçtiğimiz aylarda açıklamıştı.

Sezonun son yarışı Valencia GP’si ile tamamlanırken, Suzuki ECSTAR Takımı’ndan Alex Rins, yarışı birinci olarak bitirerek, markanın görkemli bir şekilde MotoGP’ye veda etmesini sağladı. Yarışa 5. sıradan başlayan Alex Rins, müthiş bir performansla hızla liderliğe ulaşarak bu anlamlı yarışta damalı bayrağı ilk gören oldu. Böylece; kısa zaman önce sürpriz bir kararla, 2022 sezonu sonunda MotoGP’den ayrılacağını açıklayan Suzuki Takımı taraftarlarının gönüllerinde, yerini bunca başarılı yılın ardından, lidere yaraşır şekilde aldı.

Şampiyon Pilot Alex Rins, kupasını alırken yaptığı açıklamada “Kariyerimin en güzel dönemini yaşadığım Suzuki Takımı’nın pistlerden ayrılması çok üzücü. Bu yarışların efsanesi, ikonik markalarından birinin pistlerden ayrılması hepimizi çok üzdü. Yarışa başlarken, itiraf etmem gerekirse; start anında gözlerim yaşlar içindeydi. Takımımızı, ona yaraşır şekilde uğurlamak çok önemliydi. Yarış dünyasında hüzün ve sevinç hep olur ama bu seferki biraz daha farklı. Güle güle şampiyon Suzuki!” dedi.

Suzuki, 1974’ten beri, önce WGP ve ardından yerini alan MotoGP’de yarıştı. Yüzlerce yarışa katılan takım, 89’u GP500, 8’i MotoGP’de olmak üzere toplamda 97 defa birincilik alarak yarış tarihinin efsaneleri arasında yerini aldı. GP500’de 6 kez ve 2020’de MotoGP’de bir kez Sürücü Şampiyonluğu’nu kazanarak pistlere adını altın harflerle yazarak veda etti. Suzuki Takımı yetkilileri ise yaptıkları açıklamayla “Tüm Suzuki hayranlarına ve ayrıca katılan herkese, şirketimizin motosiklet yarış faaliyetlerine uzun yıllar boyunca verdikleri destek için en derin şükranlarımızı sunmak istiyoruz” sözleriyle taraftarlarına teşekkür ettiler.

“Elektrikli otomobillerin bakımı nasıl?”

Okumaya Devam Et

Haberler

Doğan Trend Otomotiv, 2023 Motosiklet Pazarı Öngörülerini Açıkladı!

Doğan Trend Otomotiv, 2023 Motosiklet Pazarı Öngörülerini Açıkladı!

Published

on

Doğan Trend Otomotiv, 2 tekerlekli pazarında da hedef büyüttü. Detaylara gelin birlikte haberimizde göz atalım.

Doğan Holding çatısı altında otomotiv ve mobilite alanındaki yatırımlarıyla sektörde dikkat çekici bir ivme yakalayan Doğan Trend Otomotiv, motosiklet tarafında da hız kesmiyor. Türkiye motosiklet pazarının 2019’a kadar 140-150 bin bandında seyrettiğini söyleyen Emre Acar, pazarın 2020 itibarıyla 200 bin barajını aştığını ve yukarı yönlü ivmesini artırdığını belirtti.

Doğan Trend Otomotiv Motosikletten Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Emre Acar açıklamaları

Bu yıl pazarın 323 bin adetle kapanmasını beklediklerini söyleyen Doğan Trend Otomotiv’in Motosikletten Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Emre Acar konuyla ilgili olarak aşağıdaki ifadeleri kullandı:

“Pazarın bu yıl 323 bin adede ulaşmasını bekliyoruz. Bu da 2019’daki 154 bin adetlik pazara göre satışların 2 katına çıkacağı anlamına geliyor. Türkiye motosiklet pazarının 2023 yılında ise 385 bin adedi yakalayacağını ve 400 bin barajına yaklaşacağını öngörüyoruz” dedi. Türkiye pazarında en büyük payı 0-50 ve 101-125 cc segmentlerinin aldığını kaydeden Acar, “Son dönemde elektrikli motosikletler de payını yüzde 10 seviyesine taşımış durumda”

“İlgili yasa kapsamının 125 cc seviyesine getirilebilmesi adına kanun yapıcılar ile görüşmelerimiz sürüyor. Şu an için kesin bir karar alınmamış olsa da yasanın değişmesi halinde satışlarda adeta patlama yaşanabilir, Türkiye’deki motosiklet pazarının gerçek potansiyelini görebiliriz. B sınıfı ehliyet ile kullanılabilecek 0-125 cc arasındaki motosiklet ile hem sektör büyüyecek hem de mobilite çözümlerinde etkili bir alan açılacak”

“Gelecek yıl KYMCO’nun 3 yeni 125 cc’lik modelini pazara sunmaya hazırlanıyoruz. KYMCO markamızla 2021’i yani ilk senemizi 1240 adetlik satışla tamamladık. Bu yıl hedefimiz 2 bin 53 adetlik toplam satışa ulaşmak. Böylece satışlarımız yaklaşık 2 katına çıkmış olacak. Yeni modellerin de katkısıyla bu ivmemizi artırıp 2023’te 4 bin adetlik satışa ulaşmayı hedefliyoruz”

“KYMCO markamızla 2 senede Türkiye genelinde 22 yetkili satış noktası ve 30 yetkili servis noktasına ulaştık. 2023 ilk çeyrek sonuna kadar hedefimiz Tekirdağ, Çanakkale, Balıkesir, Mersin ve Samsun’u da dahil ederek toplam 29 bayi noktasına ulaşmak. Bu daha ilk faz. İlerleyen yıllarda hem satış hem de servis noktalarımızı artırmayı hedefliyoruz”

Son olarak küresel çapta yılda 1 milyonun üzerinde motosiklet ve ATV üretimi gerçekleştiren KYMCO’nun 20 yıldır Avrupa’nın en fazla tercih edilen markası olduğuna da işaret eden Emre Acar; dünyada güvenilirlik, kalite ve konfor kavramlarının KYMCO ile özdeşleştiğini ve böylece Avrupa motosiklet pazarında İspanya’da 2’nci, İtalya ve Almanya’da ise 3’üncü sırada yer aldığını vurguladı. KYMCO’nun Avrupa’da yüzde 17 pazar payı bulunuyor.

“YENİ PEUGEOT 408 VE E-208 PARİS’TE BOY GÖSTERECEK!”

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar