Takip Et!

Tekerlekli Sohbetler

Tekerlekli Sohbetler: Koray Tüzmen

/

Tekerlekli sohbetlerin on ikinci konuğu Honda Türkiye Kurumsal İletişim Müdür Yardımcısı Koray TÜZMEN. Gençlere tavsiyeleri ve Honda’nın ülkemizdeki çalışmalarını keyifle okuyacağınızı düşünüyoruz.

Koray Tüzmen kimdir? Bize hikayenizden bahseder misiniz?

İstanbul Kültür Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümünden 2005 yılında mezun oldum. Ardından yine 2005 yılında Erasmus Programı ile Almanya Trier Üniversitesi’nde 1 yıl Siyasi Bilimler bölümünde eğitim gördüm. İş hayatıma 2005 yılının sonunda Tek Lojistik’te Operasyon Yöneticisi olarak başladım. 2007 yılında ise Honda Türkiye’de İnsan Kaynakları Uzmanı ve Eğitim Sorumlusu olarak göreve başladım. Honda Türkiye’de sırasıyla İdari İşler, Pazarlama ve Kurumsal İletişim Şefi olarak çalıştım. 2019 yılından bu yana da Honda Türkiye’de Kurumsal İletişim Müdür Yardımcısı olarak görev yapmaktayım. Evliyim ve iki erkek çocuk babasıyım.

Uzun zamandır Honda Türkiye’de çalışıyorsunuz. Dünden bugüne Honda Türkiye’de neler yaşandı? Ne gibi değişiklikler oldu? Kısaca bahsedebilir misiniz?

Geliştirdiği teknolojiler, insan hayatını kolaylaştıran mobilite ürünleri ve yaptığı yatırımlar ile yaklaşık 80 yıldır tüm dünyada varlığını sürdüren Honda’nın Avrupa´da yatırım yaptığı iki otomobil üretim ve dağıtım tesisinden biri Türkiye’deki fabrikaydı. Gebze Şekerpınar’daki Honda Türkiye fabrikasında 1997 yılından bu yana binek otomobil üretimi, dağıtımı ve ihracatı gerçekleştiriliyordu. 2019 yılında otomotiv alanında yaşanan gelişmeler ve bu gelişmelere uygun yeni bir elektrifikasyon stratejisi kapsamında Honda, üretim ağını küresel ölçekte yeniden yapılandıracağını ve bu doğrultuda da Türkiye’deki fabrikasındaki üretimini sonlandıracağını açıkladı. Bu global karar doğrultusunda 2021 Eylül ayında üretim sonlandırılmış olsa da Honda Türkiye olarak ürün gamımızı güçlendirmeye ve Türkiye pazarındaki varlığımızı artırarak yolumuza devam ediyoruz. Honda Türkiye; satış, satış sonrası ve parça operasyonları ile müşteri memnuniyetini artırarak hizmetini sürdürüyor.  

Yıllarca ülkemizde aktif olarak hizmet veren Honda Şekerpınar fabrikası başka bir üreticiye devredilecek. Bu durum Honda’nın Türkiye’deki pazarını etkileyecek mi?

Honda Türkiye’nin Mart 2021’de yaptığı açıklama kapsamında; üretim tesisinin HABAŞ Topluluğuna devredildiği açıklanmıştı. Bu durumun, Honda’nın Türkiye otomotiv pazarındaki satışlarına ve pazar payına herhangi bir olumsuz etkisi olmadı. Sizin de bildiğiniz gibi otomotiv pazarı son zamanların en hareketli zamanlarını yaşıyor. Bu kapsamda da Honda Türkiye olarak pazardaki konumumuzu korumaya, ürün gamımız güçlendirmeye ve müşterilerimizin ihtiyaçlarına yönelik bayi yatırımları yapmaya devam etmeyi hedefliyoruz.

Honda-e gibi tamamen elektrikli modeller yurt dışında oldukça ilgi gördü. Ülkemizde de elektrikli Honda modellerini görebilecek miyiz? Honda Türkiye’nin elektrikli geleceğe bakışı nasıl?

Honda, 2021 yılında Türkiye’deki varlığını satışa sunduğu yeni modelleri ile çok daha güçlendirdi ve ‘Elektrikli Vizyon’ stratejisine yönelik çalışmalarını da hızlandırdı. Bildiğiniz üzere Honda, Ekim 2019’da Amsterdam’da gerçekleştirdiği basın toplantısında ‘Elektrikli Vizyon’ stratejisi ile birlikte ‘e:Technology’ markasını da duyurmuştu. Ayrıca 3 yıl içerisinde 6 yeni elektrikli güç aktarım organlarına sahip modelini de piyasaya süreceğini belirtmişti.  

Türkiye’de de elektrifikasyona geçişin ilk adımını Temmuz 2019’da satışa çıkardığı CR-V Hybrid modeli ile birlikte yaptı. CR-V Hybrid modelinden sonra 2021 yılında Jazz e:HEV olarak adlandırılan Jazz’ı yeni hibrit motoru ile Türkiye’de satışa sundu. Jazz Hybrid, ilk kez e:HEV logosu ile satışa sunulan Honda modeli olmasıyla öne çıktı. Bununla birlikte zamanlaması tam olarak belli olmayan 4 yeni elektrik ve hibrit aktarma organlarına sahip (e:HEV) modelin daha lansmanı Avrupa ile birlikte Türkiye’de de 2023 yılına kadar gerçekleştirilmesi planlanıyor. Tıpkı Avrupa’da olduğu gibi Türkiye’de de elektrikli ve hibrit modellerimizi satışa sunmaya büyük önem veriyoruz.

Ülkemizde üretilmesi planlanan yerli otomobilimiz TOGG hakkındaki görüşleriniz neler?

Herkes gibi ben de yerli otomobilimiz TOGG’un piyasaya çıkmasını heyecanla bekliyorum. Türkiye olarak yerli bir otomobil üretmenin büyük önem taşıdığını ve otomotiv pazarının dinamiklerini yakından etkileyeceğini düşünüyorum.

Güçlü bir kariyeriniz var. Otomotiv sektörüne gönlünü veren ve sizin yolunuzdan ilerlemek isteyen gençlere ve genç profesyonellere tavsiyeleriniz neler?

Öncelikle tüm gençlere çalışmak istedikleri sektörleri iyi araştırmalarını ve detaylı bilgi edinmelerini öneririm. Her sektörde olduğu gibi otomotiv sektöründe de farklı iş kolları mevcut. Otomotiv sektöründe hangi alanda ilerlemek istediklerini de detaylı bilgi edinerek ve farklı birimlerde görev alarak belirlemeleri önemli. Otomotiv sektörü her zaman bulunduğu çağa ayak uyduran ve teknolojik gelişmelerle üretim yöntemlerini değiştiren bir sektör. Şu anda sistem yavaş yavaş geleneksel yöntemlerden çıkarak alternatif yakıtlı elektrikli motorlara, uzaktan bağlantılı araçlara, otonom araçların trafiğe çıkacağı bir geleceğe doğru ilerliyor. Dijital dünyanın ileride tamamen otomotivle birleşeceği öngörülüyor. Bu kapsamda değerlendirildiğinde yolun başındaki genç arkadaşlarımızın da geleneksel yöntemlere bağlı kalmayıp kendilerini sürekli güncellemelerini ve bu gelişmeleri takip edip gelecek planlarını bu doğrultuda oluşturmalarını tavsiye ederim.

Son olarak da sizin gözünüzden dijitaltekerlek.com’u görmek isteriz. Birkaç cümle ile bizi bize anlatabilir misiniz?

Sektörün en genç ve dinamik yayınlarından biri olan platformunuzun ilgi çekici içerikler ve objektif yayın anlayışı ile çalışmalarını sürdürdüğünü takip ediyorum. Sektöre yeni bir soluk getireceğinize inanıyorum, başarılarınızın artarak devam edeceği bir yayın hayatı diliyorum.

Merhabalar sevgili dijitaltekerlek.com okurları, mekanik, motor, elektrik ve fiziğe küçüklüğümden beri hep bir merakım olmuştur. Gerek otomobil, gerek uçak gerekse motorsiklet bütün bu ilgi alanlarımın birleştiği bir dünyaydı. Dijital Tekerlek bütün bu ilgi alanlarımın birleştiği bir platform. Umarım sizlere en hızlı ve güncel haberleri ulaştırabilirim. Takipte kalın :) E-posta: [email protected]

Reklam
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İki Tekerlek

Tekerlekli Sohbetler: Burak IŞIK

Published

on

Tekerlekli sohbetlerin on beşinci konuğu Byqee CEO’su ve Lead Engineer’ı Burak IŞIK. Özellikle mikro-mobilite konusundaki görüşleri ve genç mühendis/mühendis adaylarına tavsiyelerini Dijital Tekerlek okurları için paylaşan Burak IŞIK’a çok teşekkür ederiz. Keyifli okumalar.

Burak IŞIK kimdir? Bize hikayenizden bahseder misiniz?

O zaman en baştan alarak başlayayım; liseyi Ankara’ da bitirdikten sonra lisans eğitimimi Kocaeli Üniversitesi Elektrik Mühendisliği’nde tamamladım. Üniversite yıllarımda öğrenci projesi olarak 8 metrelik bir elektrikli yarış teknesi inşa eden bir ekibe liderlik etme şansını yakaladım. Proje sürecinde denizcilik sektörüyle kurduğum ilişkiler bana meslek hayatıma da bu sektörde başlamama vesile oldu. Şansımın yine yaver gitmesiyle sektöre başladığım sırada Deniz Kuvvetleri elektrik tahrikli gemilerinin inşasını özel sektöre emanet etti ve elektrik donanımını çalıştığım şirketin üstlendi. Ben de öğrencilik hayatımda edindiğim teknik bilgilerin yardımıyla bu projelerde ana tahrik pervane motorlarının kontrol ünitelerini (sürücü) inşa etme çalışmalarında görevler aldım. Bu projeler sayesinde Türk denizcilik sektörünün elektrikli gemi yapabilme yetisi arttı ve yurtdışından tamamen elektrik enerjisiyle çalışan gemi projeleri gelmeye başladı. Bu periyotta kariyerimde ürün yöneticiliğine kadar yükselmemle birlikte özellikle elektrikli araçlarda batarya ve tahrik sistemleri (drive-train) alanında know-how edinmiş oldum. Yaklaşık 5 yıllık beyaz yaka kariyerimde çok güzel projelerde deneyim kazandıktan sonra artık bu deneyimleri girişimcilik ekosisteminde değere dönüştürme zamanının geldiğini düşünerek çalışma hayatından ayrıldım. Mühendis tabanlı olduğum için işin ticari disiplinini kaldırmakta ilk yıllar bayağı bir zorlandığımı söyleyebilirim. İlk yıllar sonrasında finansal olarak da ayakta kalmamı sağlayan projelerde bulunduktan sonra her zaman hayatımda olmasını istediğim bisikletli ulaşımı kolaylaştıracak bir ürün fikri geldi aklıma. Sonra ismi Byqee oldu bu ürünün ve bambaşka bir macera başlamış oldu.

Okuyucularımız için Byqee’yi anlatabilir misiniz?

Byqee temel olarak; katlanır bisikletten dağ bisikletine kadar her türden bisikleti, en kolay şekilde elektrikli bisiklete dönüştürebilen bir ürün. En kolay dönüşümü sağlamakla birlikte size dünyanın en hafif taşınabilir elektrikli bataryasını da sunuyor. Bataryanızı kolaylıkla çantanızda power-bank gibi taşıyarak istediğiniz herhangi bir yerde bilgisayarınızı şarj eder gibi 3 saat içerisinde tamamen şarj edebiliyorsunuz. Bu ufak batarya, yarattığımız hafif drive-train düzeni sayesinde size ekonomik kullanımda 30 km’ye kadar menzil sağlıyor.

Uzun süredir e-mobilite sektöründe değer üretiyorsunuz. Sektörü kısaca değerlendirebilir misiniz? Gelecekte bizi neler bekliyor?

Aslında çok uzun süre geçmedi, Byqee hala bebek adımlarını atan bir girişim. Ayakta durmayı öğrenmiş olsa da henüz daha çok yolun başında. Bizim şansımız şu oldu; kendi sosyal sorunlarımız için geliştirdiğimiz ürünle fark ettik ki yüzlerce insan aynı probleme sahip. Ürün de güzel olunca “product-market fit” denilen husus gerçekleşmiş oldu ve kısa sürede hızlı bir büyüme kat ettik. Bu kısa sürede artan hayretimizle birlikte tecrübe de biriktirdik tabii ki. Bence önümüzdeki yıllarda e-mobilite sektöründe en hızlı gelişmeyi mikro-mobilite dikeyinde izleyeceğiz. Otomobil, otobüs, tekne, uçak vb. mobilite araçlarındaki atılımlar nispeten daha büyük yatırımlar gerektirirken mikro-mobilitenin getirdiği çözümlerin daha düşük yatırımlarla PoC’ ye çıkması daha hızlı gerçekleşiyor. Çözülmeyi bekleyen sosyal problemler de hazırda olduğu için yeni gelen girişimlerin hızlıca pazarda yer alabildiğini görüyoruz. Bisiklet dikeyinde ise önümüzdeki yıllarda drive-train algoritmalarında hızlı iyileşmeler göreceğiz, Byqee de bu yolculuğun bir parçası olacak

Birçok yorumdan ve sizinle daha önce yapılan röportajlarda Byqee’nin kaliteye derinlemesine önem verdiğini gözlemleyebiliyoruz. Kullanıcı, yatırımcı ve marka üçgeninde bu kalite anlayışının avantajları ve dezavantajları hakkında ne söylemek istersiniz?

Öncelikle “kalite” denen kavram benim gözümde teknik verilerden oluşmuyor. Şöyle örnek vereyim; Byqee bataryası 5.2Ah değerinde ise 10Ah’ lik bir batarya benim gözümde daha iyi bir batarya demek değildir. Özellikle sosyoekonomik olarak nispeten dezavantajlı şartlarda bir toplum olduğumuz için herhangi bir ürün satın alırken bir çoğumuz derinlemesine teknik araştırmalar yapıyoruz. Bu da bize şöyle sonuçlar çıkarıyor; 100 para biriminde Apple’ın son versiyon telefonuna karşılık olarak ondan daha yüksek RAM’e, daha yüksek kameraya, daha yüksek bataryaya sahip alternatif ürünleri 50 para birimine buluyoruz ve bu bize çok cazip bir satın alma olarak gözüküyor. Oysa günün sonunda kullanıcılarını en çok mutlu eden marka Apple oluyor. Bunun ana sebebi, kullanıcı ihtiyaçlarına yönelik mükemmel bir donanım uyumu sunması ve satış sonrasında da hizmet kalitesini üst düzeyde tutması. İşte biz de Byqee olarak bu idea etrafında parçalarımızı birleştirmeye çalışıyoruz. Bugün 150km menzilli batarya paketleri yapmamızın önünde bir engel yok ancak kaçımız şehir hayatında günde 150km (yaklaşık 8 saat) bisiklet kullanabileceğini düşünebiliyor? İşte bana göre problemi doğru saptayıp, doğru donanım uyumunu gerçekleştirip en sonunda servisi doğru sunduğunuzda başarılı bir marka oluyorsunuz.

Byqee’nin hem Türkiye hem de yurtdışı pazarında ortaya koyduğu küçük, orta ve büyük ölçekteki hedefleri nedir?

Benim inandığım bir düşünce var; özellikle donanım girişimleri ilk olarak lokal pazarında kullanıcılarını memnun etmeyi hedeflemeli. Ben çoğunlukla günlük ulaşımımı bisikletle sağlayan bir insan olarak en iyi geliştireceğim çözümler kendi topraklarımda yaşanan problemlere yönelik olur. Bu yüzden yurtdışından gelecek olası bir rakibe karşı bir adım önde oluyorum. Yurtdışına açıldığınızda da o topraklardaki insanlar için de aynı senaryo geçerli olur. Ancak yaşadığınız şehirden yarattığınız varsayımlarla uzak coğrafyalara çözüm taşıyabilirsiniz. Bizim için bu yüzden ilk yıllarımızda Türkiye kullanıcıları öncelikli oldu. Bu yazımızı yayınladığımız tarih itibariyle Türkiye’de 650’ den fazla insan ulaşımını Byqee’yle sağlıyor durumda. Bu insanları mutlu gördüğümüz için artık yurtdışına da hazır hissediyoruz kendimizi. Sayıları az da olsa kıta avrupasında kullanıcılarımız bulunuyor. Bu ay hızlı teslimat modelimizi de AB ve İngiltere bölgeleri için yeni devreye aldık. Bundan sonraki süreçte pazarlama faaliyetlerimiz de giderek daha agresifleşecek. Önümüzdeki iki sene içerisinde 5.000’ in üzerinde kullanıcıya ulaşacağımızı öngörüyoruz ve şehir ulaşımında yaratacağımız bu etki bizi çok heyecanlandırıyor.

Bizleri takip eden birçok genç arkadaşımız var ve neredeyse hepsi tekerlekli araçların hayranı. Her yıl kendi içinde büyüme rekorları kıran bir şirketin kurucusu ve Lead Engineer’ı olarak onlara hangi tavsiyelerde bulunmak istersiniz?

Dediğim gibi hikayemiz güzel de gitse ben de hala öğrenme sürecindeyim ama elimde biriktirdiğim tecrübelerle bir şeyler aktarmaya çalıştım önceki soruların cevaplarında. Yalnız bu soru vasıtasıyla eklemek istediğim bir tavsiye var; Ülkemizde gerçekten sadece bölüme girebildiği için okuyan mühendislik öğrencilerini havuzdan elediğimizde bile çok büyük bir ürün geliştirmeye istekli genç mühendis kitlesi var. Bu bizim için büyük avantaj ancak verimli mentorluklar ile bu arkadaşlara aktarılamadığı zaman çok sayıda bireysel hikayeyi kaybedebiliyoruz. Benim verebileceğim en büyük tavsiye şu olur; bir ürün geliştirdiğinizi düşündüğünüzde lütfen çevresel olumlu veya olumsuz etkiler sizleri illüzyona sürüklemesin. Ortaya çıkan ürünü doğrulayacak olan, ne siz, ne anneniz, ne arkadaşlarınız, ne kazandığınız ödüller, ne aldığınız hibeler, ne yatırımcı, ne şu bu değildir; net şekilde “müşteri”dir! Eğer ürün müşteride doğrulanamıyorsa yanlış üründür, “asla pes etme” mottolarına aldanıp vazgeçmekten korkmayın. Bu kumarbaz psikolojisinden başka bir şey değildir. Halbuki başarısız olmuşsanız bile elde ettiğiniz tecrübeler çok değerli. Bu tecrübeleri başarılı olacak sıradaki ürün için kullanmaya çekinmeyin. İşlemeyen süreçleri zamanında durdurabilmek size ilerlemek için büyük kazançlar sağlayacaktır.

Ülkemizde üretilmesi planlanan yerli otomobilimiz TOGG hakkındaki görüşleriniz neler?

TOGG sürecinin benim gözümde iki ayrı serüveni var. Birincisi ticari serüveni; tabii ki her ticari girişim öngörülen fırsatlara yönelik alınan risklerden oluşuyor. Ben bu öngörülen fırsatların ticari karşılık bulmasını bir Türk mühendis olarak gönülden isterim. Bunu hep beraber izleyip göreceğiz. İkincisi ve benim gözümde daha önemli olan serüven ise yarattığı “etki”. İlk soruda da bahsettim. Benim Byqee’yi hayata geçirebilmemdeki en önemli kaynak mühendislik kariyerimde içinde bulunduğum projelerde edindiğim tecrübeler oldu. Bugün TOGG’ da çalışan onlarca genç mühendisimiz var. Onların yaratacağı dalga etkisine aynı şekilde ilerleyen yıllarda hepimizin şahit olacağına inanıyorum. Aynı zamanda projeyi izleyip ilham alan mühendislik öğrencilerini de unutmamak gerekiyor. Bu yüzden ben TOGG projesinin ticari serüveninin çok ötesinde değere sahip olduğuna inanıyorum.

Son olarak da sizin gözünüzden dijitaltekerlek.com’u görmek isteriz. Birkaç cümle ile bizi bize anlatabilir misiniz?

Çok değerli işler çıkarıyorsunuz. Genel bilgi kaynağı portallarda yer alan içerikler faydalı olsa da sektör özelinde ilgisi olan kişilerin detaylara ulaşabilmesi açısından sizin gibi platformların çok değerli olduğuna inanıyorum.

Okumaya Devam Et

Tekerlekli Sohbetler

Tekerlekli Sohbetler: Berk Erner

Published

on

Berk Erner

Tekerlekli sohbetlerin on dördüncü konuğu KIA Kıdemli Dış Tasarımcısı Berk ERNER. KIA Concept EV 9 modelinin doğuş sürecini ve keyifli hayat hikayesini Dijital Tekerlek okurları için paylaşan Berk Erner’e çok teşekkür ederiz. Keyifli okumalar.

1. Berk ERNER kimdir? Bize hikayenizden bahseder misiniz?

Merhaba! Ben bir araba tasarımcısıyım ve küçüklüğümden beri tam bir araba hastasıyım. Eski hobim, ve artık profesyonel işim olan araba tasarımı beni dünyanın değişik uçlarına götürdü. Küçüklük yıllarımı İstanbul’da  geçirdikten sonra üniversite eğitimim için 2009 yılında Art Center College of Design’a gittim. Burada ulaşım tasarım bölümünden mezun olmamın ardından 2014‘te Japonya’da Nissan ve Infiniti’de tasarımcı olarak iş hayatıma başladım. 2018 yılından itibaren ise Kia’nın Irvine, California’daki tasarım stüdyosunda geleceğin modellerini tasarlayan ekibin bir parçasıyım. Bir tasarım departmanında dış tasarım, iç tasarım, renk ve materyal tasarımı, kilden modelleme, ve dijital modelleme gibi insanların uzmanlaştığı çeşitli branşlar var. Burada bir dış tasarımcı olarak fikir üretip, skeç geliştirerek, ölçekli ve tam boy kilden modeller üzerinde çalışarak hem konsept, hem de geleceğin seri üretim modelleri üzerine çalışıyorum.

İş hayatım dışında da teknik bilginin yaratıcılık ile birleştiği alanlar genelde ilgimi çekiyor. Müziği, synthesizerları, sanatı ve ellerimle bir şeyler üretmeyi çok seviyorum.

Kia EV Concept 2021

2. KIA Concept EV 9 modelini tasarlayan ekibin içerisinde yer alıyorsunuz. (Açıkçası biz çok gururluyuz.) Geleceğe hitap eden, tamamen yenilikçi bir otomobili tasarlamak ve bunu sergilemek size nasıl hissettiriyor?

Öncelikle çok teşekkür ederim! Ben ve benimle birlikte çalışan iş arkadaşlarımın yoğun çalışmalarının, Kore ile Amerika stüdyomuz arasındaki müthiş iş birliğinin bir meyvesi Concept EV9. Ben ise aracın dış tasarımını yaparak projeye katkıda bulundum. Bu, uzun zamandır üzerine çalıştığım bir hedefti ve seneler sonra gerçekleştiği için yoğun duygular yaşadım. Fuardan önceki akşam, yatağa girdim ve zihnimde bir yolculuğa çıktım. 8 yaşında kurduğum hayallerden başlayan, sonra gençliğimi ve uykusuz üniversite yıllarımı da kapsayan neredeyse 25 senelik uzun bir yolculuk oldu. Bunca zaman, çaba ve feragatten sonra çocukluk hayallerimi gerçekleştirmek, hayatımda yaşadığım en derin mutluluk diyebilirim. Arabanın ilk bir çizim olarak başladığı andan, modellenmesine, renklerinin seçilip, üretilmesine, ve son olarak boyanmasına kadar hayalleriniz her adımda birazcık daha gerçekleşiyor. Sürekli artan heyecan ve azalan zaman ile birlikte arabanın görücüye çıkacağı LA Auto Show bu yoğun maratonun doruk noktası oldu. O sabah fuara girerken müthiş bir duygu kargaşası yaşadım. Mutluluk, biraz olsun rahatlama, endişe, her şeyden bir tutam vardı. Doğal olarak insanların vereceği tepkileri merak ediyordum. Bir tasarımcı olarak yeteneklerimizi başka insanların ihtiyaçları ve beğenisi için kullanıyoruz ve kamuoyunun tepkisi de bizim işimizin en önemli parçalarından biri. O gün araba sahneye çıktığında, orada olmak, insanların gözünde bizimle paylaştıkları heyecanı görmek paha biçilemez bir tecrübeydi.

3. KIA’nın geleceğini tasarlayan biri olarak, markanın elektrikli geleceğe bakış açısını değerlendirebilir misiniz?

Gezegenimiz, bizim doğaya daha duyarlı olmamız gerektiğinin mesajlarını veriyor. Bunun bir sonucu olarak otomotiv sektörünün şu anda elimizdeki en iyi çözüm olan elektrikli araçlara doğru bir evrim gösterdiği su götürmez bir gerçek. Kia, bu değişimin lideri olmak istiyor. Kia, uzun zamandır hibrid ve elektrikli modeller sunuyor ancak 2022 yılının başlamasıyla birlikte ilk tamamen elektrikli platforma sahip EV6 modeli satışa sunuldu. EV6, 4636 km’lik Amerika kıtasını boydan boya 7 saat 10 dakikalık şarj süresi ile geçerek bir Guinness Dünya rekoru kırdı ve bütün dikkatleri üzerine çekti. Concept EV9 ise bu süreç içerisinde tanıtılan ikinci tamamen elektrikli araç ve 7 kişilik bir SUV. Üretiminde okyanustan geri dönüştürülen plastiklerin kullanıldığı, güneş enerji panelleriyle kendini şarj edebilen, 7 kişilik bir SUV’nin maruz kalacağı aerodinamik handikapları akılcı şekilde çözümleyen yenilikçi bir konsept. Ancak bunlar sadece bir başlangıcın habercisi. 2026 yılına kadar Kia birbirinden yenilikçi tam 11 elektrikli model tanıtmayı planlıyor. Bu da bizim elektrikli araçlara olan kararlılığımızın göstergesi ve bu rönesansın bir parçası olmak ise çok heyecan verici.

4. “Türkiye’de birçok genç kariyerine ve hayatına sınavlardan aldığı puanlara göre yön veriyor. Mezun olduğu bölümle ilgili iş yapan kişi sayısı çok ama çok az…

Anladığımız kadarıyla siz daha lise yıllarında kendinizi keşfetme yolunda sağlam adımlar atıp ona göre bir bölüm tercih etmişsiniz. Ve şimdi global bir markada enfes işlere imza atıyorsunuz. Kendinizi keşfetme ve tanıma yolculuğunuzdan biraz bahseder misiniz?”

Aslında şansa hayatta yapmak istediğim branş ile çok erken karşılaşmam ve doğru yönlendirilme sayesinde erken yaşta ne yapmak istediğime karar verebildim.

Kendimi bildiğimden beri her zaman bir araba tutkunuydum. Aslında bu tutku daha çok babamdan bana geçti. Çok küçükken, daha anılarımın yeni başladığı dönemlerde odamda bir poster vardı. Hangi araba markasının hangi ülkeden olduğunu gösteren bir dünya haritasıydı. Babam bana gelip bu harita üzerinden “Bu marka hangi ülkeden? Markanın adı ne? Hangi modelleri var?” gibi sorularla bilgimi test ederdi. Bunun dışında arada bana “Bizim sokakta hangi renk araba en popüler? Kaç araba otomatik, kaçı manuel ?” tarzında küçük ödevler verirdi. Ben de seve seve bunlara çalışırdım. Okumaya öğrenmemle birlikte araba dergileri hayatıma girdi. Hoş aslında öncesinde de araba katalogları ve dergilerindeki resimlere bakıp hayallere dalardım, ama okumayı sökmemle birlikte araba dergilerini hatmetmeye başladım.

Araba tasarımcısı olma maceram aslında hiç farkında bile olmadan bizim evin parkelerinde başladı. Ben bizim ailenin tek çocuğuyum, ve  ilkokuldan döndüğüm zaman tek başıma çok sıkıldığım zamanlarda benim için boş bir sayfa kağıt sonu olmayan bir eğlenceye açılan bir kapı gibiydi. Yere oturup saatlerce tek başıma resim yapmaya bayılırdım, hatta bu günün en çok iple çektiğim anı olabilirdi. Her şeyi çizerdim ama en çok da araba çizmeyi severdim.

İlk design brifingimi yine bu yaşlarda babaannemden almıştım. Bizim aileden bacağı kırılan bir akrabamız için uçan ayakkabı tasarlamamı istemişti. Onu her ziyaret ettiğimizde çizimleri yanımda götürür, değişik çalışma prensiplerini uzun uzun anlatırdım. Bu yaklaşımımı zamanla çizdiğim arabalara da taşıdım.

8-10 yaşlarında olduğum bir gün yine yerde oturmuş araba çiziyorum, babamın odaya girip “Sen hep araba çiziyorsun. Neden araba tasarımcısı olmuyorsun?” demesi ile beynimden vurulmuşa döndüm . Eğer böyle bir meslek var ise mutlaka bunu yapmalıydım! İşte o günden beri ne zaman sorulsa “Araba tasarımcısı olacağım” dedim. Gel zaman git zaman araba tasarımına olan ilgim hiç azalmadı, ondan daha fazla ilgimi çeken bir dal da karşıma çıkmadı. Dediğiniz gibi lise yıllarına geldiğimde zaten kafamda ne yapmak istediğim çok belliydi ve kendimi hazırlamak için de epey uzun bir sürem olmuştu. Bu süreçte yeteneğimi fark eden annem, kendimi daha da geliştirmem ve üniversiteye hazırlanmam için beni en iyi şekilde yönlendirdi. Sanatçı bir aileden geldiğim için de ailem her zaman tasarımcı olmam konusunda bana destek oldu.

Berk Erner çizimi

5. Tansu, Nissan, KIA… Çok güçlü bir kariyeriniz var. Otomotiv sektörüne gönlünü veren ve sizin yolunuzdan ilerlemek isteyen gençlere ve genç profesyonellere tavsiyeleriniz neler?

Otomotiv camiası diğer endüstrilere kıyasla işlerine müthiş bir tutkuyla bağlı, dünyanın en parlak zihinlere sahip ve çok rekabetçi bir endüstri. Bu yüzden kendinize yer bulabilmek için ilginiz olan konuda dünya çapında iyi işler üretmeniz gerek. Bunun için de çok çalışmak lazım. Maalesef kısa yol yok. Her şey göründüğü kadar zor, ve bir işte iyi olmak gerçekten düşündüğünüz kadar uzun sürüyor. Acele etmeden, gerçekçi hedefler koyun. Hedefleriniz gerçekleşti mi? Çok güzel! Bir sonraki hedef için vitesi arttırma vakti. Eğer gerçekleşmediyse pes etmeden tekrar tekrar denemek gerek.

Yaptığınız işle gurur duyun ancak bu kör kütük bir özgüvene neden olmasın. Kendi işinizin en büyük kritiği yine kendiniz olun. Neleri doğru, neleri yanlış yapmışım ? Bu yaptığımı nasıl daha da iyileştiririm? Bunun gibi sorulara cevaplar bularak kendinizi sürekli geliştirmelisiniz. Her yaptığınız işi şu ana kadar yaptığım en iyi olacak hedefiyle yola çıkın. Ancak burada önemli olan kendi kritiğinizin dozunu doğru ayarlamak. Fazlaya kaçan özeleştiri güveninizi bozup sizi yaptığınızı bırakmaya bile götürebileceği gibi, dozunda bir özeleştiri sizi sürekli daha iyi olmaya iten kuvvet olacaktır. Bu ince çizgiyi deneme yanılma yöntemi ile zamanla bulacaksınız.

Hayattaki başarınızı kendinize belirlediğiniz standartlar, çalışma prensipleriniz, bilgiye olan açlığınız, ve kendinizin gelişmesi için koyduğunuz çaba belirleyecek. İş hayatında yalnızsınız ve yolunuzu sizden başka kimse çizemez. Yeni şeyler öğrenmek, büyümek, değişen dünyaya ayak uydurmak tabi ki kolay olmayacak ama zor olan yolun ödülü her zaman daha büyük olur. Sizi başarıya götürecek tek şey bu zorluklara kafa tutacak içinizdeki kuvvet. O yüzden kendinizin en iyi hali olmak için çabalayın.

Belki de en basit tavsiyem: vakit geçirilmesi hoş, güler yüzlü bir insan olun. Neredeyse ailemizle geçirdiğimiz kadar vakti iş arkadaşlarımızla geçiriyoruz, ve diğer insanların birlikte çalışmayı sevdiği biri olmak herkesin kazancına olur. Bir araba tek bir insan tarafından yapılmak için çok komplike bir ürün . Bu yüzden aynı marka içerisinde çalışan iş arkadaşlarınızın aynı amaç uğuruna çalıştığını unutmayın. Otomotiv sektöründe ne yaparsanız yapın önce bir takım oyuncusu olmanız gerekecek.

6. Son olarak da sizin gözünüzden dijitaltekerlek.com’u görmek isteriz. Birkaç cümle ile bizi bize anlatabilir misiniz?

Dijital tekerlek ile yeni tanıştım sayılır, ancak yaptığınız işin kalitesi, objektifliği, çabukluğu  ve çeşitliliği  ile her sabah otomotiv dünyasının haberlerini aldığım tura dijitaltekerlek.com da eklemiş oldum. Hem global hem de Türkiye’deki sektörün haberlerini sizin gibi güvenilir bir kaynaktan Türkçe alabilmek beni mutlu ediyor. Medyanın internete kayması ile birlikte bu işi ciddiyetle yapan bir ekibin kendine yer bulması çok önemli. Zamanının çoğunu internette geçiren gençlere arabalar sevdirme konusunda önemli bir rol üstleniyorsunuz. O yüzden başarılarınızın devamını dilerim. Beni Tekerlekli Sohbet’lere davet ettiğiniz için de çok teşekkür ederim. Her gün girip baktığım bir sitede kendimi görmek hem gurur verici hem de enteresan bir tecrübe olacak.

Okumaya Devam Et

Tekerlekli Sohbetler

Tekerlekli Sohbetler: Eren Alkış

Published

on

Tekerlekli sohbetlerin on üçüncü konuğu Rentiva Genel Müdürü Eren ALKIŞ. Bireysel ve günlük araç kiralama konusunda ülkemizdeki durumu ve Rentiva’nın gelecek planlarını keyifle okuyacağınızı düşünüyoruz.

1) Eren ALKIŞ kimdir, hikayenizden bahseder misiniz?

Öğrenmeyi ve gelişmeyi seven, sporun her dalına ilgili, teknoloji ve otomobil tutkunu bir insanım. 2015 yılından beri kişiden kişiye araç kiralama üzerine çalışıyorum. Maşinga ile başladığım bu keyifli yolculuk Rentiva ile devam ediyor.

2) Okuyucularımız için Rentiva’yı anlatabilir misiniz?

Rentiva bir kişiden kişiye araç kiralama platformu. Araç kiralamanın Airbnb’si olarak tanımlayabiliriz. Araç sahipleri Rentiva web sitesi ve mobil uygulamaları üzerinden otomobillerini kullanmadıkları dönemlerde kiraya vererek gelir elde edebiliyorlar. Kiracılarımız ise kendi mahallesinden, uygun fiyatlı araç kiralama fırsatı buluyorlar. Bunları yaparken de kabis bildirimlerinden, günlük araç kiralama kaskosuna kadar tüm prosedürleri hallediyoruz. Özellikle Allianz sigorta ile çıkarttığımız poliçe alanında tek. Allianz ve Rentiva’nın vizyonunun bir parçası olarak görebiliriz bu poliçeyi.

3) Uzun süredir araç kiralama sektöründe görev alıyorsunuz. Sektörü kısaca değerlendirebilir misiniz?

Türkiye’de günlük araç kiralama pazarında büyük fırsatlar var. Kişi başına düşen kiralık araç sayısı dünya ortalamasının oldukça altında fakat pandemi ile birlikte hepimizin bildiği üzere tüm dünyada yaşanan bir çip krizi var. Bu durum doğal olarak araç kiralama ekosistemini de etkiliyor. Klasik oyuncular filolarını yenilemekte ve araç bulmakta sorun yaşıyorlar. Rentiva’nın farkı tam da burada ortaya çıkıyor. Türkiye’de insanların araçlarını gün içinde ortalama kullanma süreleri 48 dakika. Bu milyonlarca aracın ömrünün büyük bir bölümünü atıl olarak park halinde geçirmesi demek. Rentiva bu sorunu çözüyor.

4) Rentiva’da kullanıcılar başka kullanıcıların araçlarını kiralıyor. Rentiva’nın araçları da yollara çıkacak mı?

Bizim amacımız bireysel araç sahiplerinin boştaki araçlarını ve buradaki büyük potansiyeli değerlendirmek. Dolayısı ile Rentiva’nın araç sahibi olması kendi kullanıcılarına rakip olması anlamı taşıyor. Bunu istemiyoruz ama ben bireysel olarak kendi arabamı kullanmadığım dönemlerde kiraya veriyorumJ

5) Kısa süre önce Rentiva ve MG işbirliği başladı. Süreç nasıl devam ediyor? Elektrikli otomobile kullanıcılarınızın bakış açısı nasıl?

MG Türkiye ile birlikte çok güzel bir iş birliği yaptık ve çok olumlu tepkiler aldık. MG ZS EV ile onu deneyimlemek isteyenleri buluşturduk. MG Türkiye ile iş birliklerimizi çeşitlendirmek ve bu deneyimi tüm kullanıcılarımıza yaşatmak istiyoruz.

6) Rentiva’nın elektrikli otomobiller ve elektrikli gelecek ile ilgli planları neler?

Geleceğin elektrikli otomobillerde olduğunu düşünüyoruz. Baktığınız zaman bu alanda dünya büyük bir dönüşüm içinde. Türkiye’de bu dönüşüm biraz yavaş gerçekleşse de bir noktadan sonra ivmeleneceğini ve çok hızlı bir şekilde tamamlanacağını düşüyorum. Şu an Rentiva üzerinden MG ZS EV, Zoey, Twizy gibi %100 elektrikli modelleri kullanıcılarımız ile buluşturuyoruz ve bu çeşitliliği arttırmayı hedefliyoruz.


7) Ülkemizde üretilmesi planlanan yerli otomobilimiz TOGG hakkındaki görüşleriniz neler?

Büyük bir heyecan ve gururla takip ediyorum. Türkiye’de elektrikli araç dönüşümünü de hızlandıracağını düşünüyorum.  Bir an önce Rentiva’ya dahil etmek ve kullanıcılarımız ile birlikte deneyimlemek için de sabırsızlanıyorumJ

8) Son olarak da sizin gözünüzden dijitaltekerlek.com’u görmek isteriz. Birkaç cümle ile bizi bize anlatabilir misiniz?

Otomobil dünyasındaki gelişmeleri takip ettiğim ve bundan büyük bir keyif aldığım platform dijitaltekerlek.com. 2022 yılının da sizler ve sektörümüz için güzel geçmesini dilerim. Bu güzel röportaj için de teşekkür ederim.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar